Zamanı yaşıyor musun? Yok mu ediyorsun?

Zamanı yaşıyor musun? Yok mu ediyorsun?

       Zaman, herkes için önem taşıyan ve çok az kişi tarafından önemsenen bir kavramdır. Aslında birçok kişi farkındadır zamanın önem taşıdığının fakat istemez kimse zamana önem taşımayı. Kimse telefonla daha az vakit geçireyim, zamanımı yararlı şeylere harcayım ya da her şeyi zamanında yapıp sonraya bırakmayım demez. Bazılarının ise kimi ataklardan, verilen motivasyonlardan sonra içinde bir yapma isteği oluşuyor hatta planlar yapıyor -bundan sonra böyle yapacağım, işlerimi ertelemeyeceğim gibi- ama daha sonra o etki, istek, motive gidince kısa sürede eski yaşamına geri dönüyor. Bunun en bariz nedeni yeterli istek ve çabanın olmaması. Yarın bir gün öleceğim, bu dünyada zamanımı nasıl geçirmeliyim? Sorusunu kendimize sormak gerekir. Kimisi hiç ölmeyecekmiş gibi, kimisi de ‘nasıl olsa öleceğim’ düşüncesiyle yaşar. Oysa ikisi de yanlıştır. Birinde; zaman çokmuş, ertelenenlere, gerçekleştirmek istenilenlere vakit her zaman varmışçasına yaşanır. Diğerinde ise çalışsam da çalışmasam da, zamanımı iyi kullansam da kullanmasam da sonuçta öleceğim düşüncesiyle hedefsiz, amaçsız yaşanır. Ve sonucunda her iki düşünce de aynı yere çıkar: zaman kavramını yok etmeye. İşte bu noktada söylenmesi gereken şey; zamanı yaşamayıp yok ettiğimizdir…
          Zamanla raylar yerine oturur, zamanla her şey yoluna girer, bakalım zaman bize ne gösterecek? Gibi cümleleri sıkça kullanıyoruzdur. Fakat bu cümlelerin ardında yatan şeyi biliyor muyuz? Evet bazen zamanla bazı şeyler düzelir, yerine oturur ama bu sadece zaman kavramıyla gerçekleşen bir şey midir? Tabi ki hayır. Zamanla birlikte çaba gerekir, duygu, düşünce gerekir. Tüm bunlar birleşerek biraz önceki cümlede bahsettiklerimizi oluşturur. Sonucunda yalnızca zaman algısına güvenmek, kapılmak yanlıştır.


        Bazı şeylerin çaresi sadece zamandır. Ama zaman neyi gösterir bilemeyiz. “Acaba gerçekten zamanla çare mi olur? Yoksa zamanın çare olduğunu ümit ederek olmayan çareye doğru mu ilerleriz?” Bu gibi yanılsamalar olabiliyor düşüncelerimizde. Çünkü asıl odaklanmamız gereken şeye değil, bizi yiyip bitiren şeye odaklanarak onu tekrar tekrar yaşatıyoruz içimizde, duygu veya düşüncelerimizde… Oysa neye odaklanırsan o senin hayatın olur. Fakat bunu bilir de insan bir hedefe, amaca bağlamaz kendini. O istek sürüp gitmez damarlarında, kalır bir yerde belki bir daha çıkmamak üzere. Ya da çıkar belki gün yüzüne ama o da aynı sonla sonuçlanır: kalır yine olduğu yerde.
        Zaman akıp gidiyor. Ne kadar süremiz, kaç gülümsememiz, kaç koşmalarımız, yürümemiz… kaldı bilmiyoruz. Fakat geçen her ânı lehimize değerlendirmek bizim elimizde. Geçmişteki hüzünlerin üzerini bilmem kaç gülümseme ve kahkahayla, sevgiyle kapamak yine bizim elimizde. Zamanımız var olduğu, biz bu yazdıklarımın farkında olduğumuz sürece hâlâ umut, iyilik, güzel günler var ve bizimle demektir. Sen yeter ki zaman kavramını doğru algılamasını, doğru şekilde kullanmasını ve tabi ki önemini bil…


Yorum Yok

Yorum Yaz