UKDE

UKDE

Eteklerdeki taşları dökmeye çıkılan yollarda,

Bendeki seni dökmek için yürüyorum..

Ah anne,

Susmuşluğunun terk ettiği ebedi bir cefadayım!

Varlığını bile bilmediğim cevaplar arıyorum.

Oysa;

Sandalyede ayaklarım yere değdiğinde,

Gözlerindeki çaresizlik gibi konuşmalıydı

Törelerinizin esiri olmuş dudakların.

Çocuk olamadan anne ol dendiğinde;

Sığınmam için gerilmedi kanatların!

Sırılsıklam oldum kimsesizliğimde…

Yoksa sadece susarsam,

Suça ortak olmam mı sandın?

Alışırım mı sandın anne;

Kalem tutacak ellerimin kına tutmasına,

Ayaklarımın benden habersiz okula gitmesine,

Kefen giydirdiğiniz hayallerimin,

Bir avuç toprakta gömülmesine!

Çocukken yaptığım kağıttan gemilerimin,

Gözyaşlarımda dağılmasına…

ALIŞAMADIM…

Bilemezdim ki ben;

Kaptanı olduğumu sandığım hayat gemisinin,

Zorba ellerdeki dümeni olduğumu!

Alabora olmuşuz kimin umrunda?

Kurtulursunuz her biriniz,

İki sandal, bir kayıkla…

Daha ben binerken kesildi,

Salıncağımın sağlam bildiğim ipleri!

Bulutlara değmenin hevesindeyken,

Yerlerde buldum kendimi.

Toza toprağa bulandı dört yanım!

Oysa hatırlar mısın anne?

Ben düşmekten çok korkardım.

Avuç içlerimde miras kalan yaralara,

Acıyarak bakıyorum şimdi!

Yaralar varken bu eller,

Tekrar hayata tutunabilir mi?

TUTUNAMADIM…

Tam da bugün,

On beş yaşımdaki halimle geldim sana;

Sen de ben gibi beyaz giymişken.

Benim üstümde gelinlik, senin üstünde kefen.

Beni allayıp pullamalarından başka,

Farkımız yok iki ayrı ölüden!

Oysa ne umutlarım vardı bilir misin?

Belki doktor olurdum, belki öğretmen.

Hatalarım da olurdu muhakkak,

Tecrübesizliklerimin evlatları!

Ama hepsi bana ait, hepsi benden.

Şimdi tek bana ait olmayan hayatıma

Dön bir bak!

İçimde kalan ukdelerin hesabı,

Hangi birinizden sorulacak?

28

2 Yorumlar

  1. dilly
    1 Haziran 2019
    • Ebru Ersöz
      2 Haziran 2019

Yorum Yaz