Türkiye’de Çocuk Mahkemeleri

Türkiye’de Çocuk Mahkemeleri

Çocuk Mahkemelerinin Türkiye’de Gelişimi

Tomanbay’ın “suç işleyen çocukların yargılandığı, yargıç ve savcısının özel eğitimden geçirildiği, sosyal çalışmacının çocuğun durumu üzerine rapor vererek yargılamayı yönlendirebildiği özel bir mahkeme” olarak tanımladığı çocuk mahkemelerinin Türkiye’de kurulmasına ilişkin ilk adım 1979’da çıkarılan Çocuk Mahkemeleri Yasası’dır. Yasayı müteakiben ancak 9 yıl sonra Ankara’da ilk mahkeme kurulabilmiştir. Söz konusu kanunda ilk 5 yıl içerisinde çocuk mahkemelerinin tüm yurtta yaygınlaştırılması planlanmış, ancak 1980 yılında bu mahkemelerin kurulması bir yıl daha ertelenmiştir. 1981 tarihinde çıkarılan 2552 sayılı kanunla birlikte mahkemelerin kurulması beklenirken, olanaksızlıklar nedeniyle ancak 1987 yılında Ankara, İstanbul, İzmir ve Trabzon’da mahkemeler kurulmuştur. (Erükçü ve Akbaş, 2012, s. 140)

Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevi

Çocuk mahkemeleri; tek hakimli çocuk mahkemesi ve heyet halinde çalışan çocuk ağır ceza mahkemesinden oluşur. Çocuk mahkemeleri sulh ceza ve asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarla ilgili yargılamaları yapmakla, çocuk ağır ceza mahkemeleri ise ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlarla ilgili yargılamaları yapmakla görevlidir (5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu, madde 25 ve 26).

Çocuk mahkemeleri, esasen asliye ceza mahkemesi tarafından yargılanması gereken suçlar ile ilgili yaş küçüklüğü nedeniyle suça sürüklenen çocuklar hakkında açılan davalara bakmakla görevlidir. Çocuk ağır ceza mahkemeleri ise, çocukların işlediği ve esasen ağır ceza mahkemesi tarafından yargılanması gereken suçlarla ilgili yaş küçüklüğü nedeniyle çocuklar hakkında açılan davalara bakmakla görevlidir (5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu, madde 26).

Çocuk mahkemelerinin yargı çevresi, kurulduğu il ve ilçenin idari sınırları dikkate alınarak belirlenir. Çocuk ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adli yönden bağlanan ilçelerin idari sınırlarıdır. Uygulamada çocuk ağır ceza mahkemelerinin birkaç adliyenin sınırlarını da kapsadığı görülmektedir. Örneğin, İstanbul Bakırköy Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi, Küçükçekmece, Büyükçekmece ve Bakırköy adliyelerinin sınırları içerisinde kalan tüm idari birimlerde işlenen ağır ceza mahkemesinin görevine giren tüm suçlara bakmakla yetkilidir. Coğrafi durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak çocuk mahkemeleri ile çocuk ağır ceza mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine veya değiştirilmesine Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir (Doğan, 2016).

Türkiye’deki Çocuk Mahkemeleri Uygulamaları

Türkiye’deki Çocuk Mahkemeleri Uygulamaları 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Mahkemeleri Kanunu, 5402 sayılı Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu ve Çocuk Koruma Kanununun

Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik, Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkında Yönetmelik ve ilgili diğer yönetmelik ve kanunlar çerçevesinde yürütülmektedir.

Çocuk mahkemeleri uygulamalarında temel amaç “çocuğu yüksek yararı” ilkesi gözetilerek yargılama ve ifade alınma süreçlerinin gerçekleştirilmesi ve çocuğun eğer varsa ihtiyacı paralelinde koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarından yararlandırılmasıdır. Türkiye’deki uygulamalara bakıldığında, çocuklara ilişkin hukuksal süreçlerin başlatılmasında çocuğun yaş aralığı oldukça önem arz etmektedir.

Türk Ceza Kanunun 31. maddesine göre Türkiye’de çocuklar için cezai müeyyide yaşı 12 olarak kabul edilmiştir. Yine aynı kanunun 33. Maddesine göre ise 15 yaşından küçük sağır ve dilsizlerin de cezai müeyyidesi yoktur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31. maddesinin gerekçesine göre ise12-15 yaş arasındaki çocuğun suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilecek durumda olup olmadığına ilişkin bilgi, sosyal çalışma görevlileri tarafından yerine getirilecek olan çocuğun sosyal ve eğitim, psikolojik ve ekonomik durumu dikkate alınarak oluşturulacak rapor bağlamında hâkim tarafından verilecek karara göre oluşturulmaktadır. Genel uygulamalara bakıldığında ise 15-18 yaş arasında olan suça sürüklenmiş çocuklara yönelik sosyal inceleme raporu 12-15 yaş arasındaki çocuklara nazaran daha az olarak istenilmekle beraber, hâkimin veya dava henüz açılmamışsa savcının isteği üzerine sosyal inceleme raporu 15-18 yaş aralığında olan çocuklar için aldırılabilmektedir.

Suça sürüklenmiş veya suç mağduru çocuklar koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarından yararlandırılabilmektedir. Koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarından bu kararlardan herhangi birinin çocuk için uygun görüldüğü ve alınması istendiği sosyal çalışma görevlilerinin yazdığı sosyal inceleme raporunun sonuç ve değerlendirme kısmında yer almaktadır. (Erükçü ve Akbaş, 2012, s. 141-143)

Çocuk Mahkemelerinde Alınan Koruyucu ve Destekleyici Tedbir Kararları

Suç işlesin veya işlemesin çocuklar hakkında her türlü koruyucu ve destekleyici tedbiri alma görevi çocuk mahkemesi hakimine aittir (5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu, madde 7).

Çocuk hâkimi, çocuğun velisinin, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu ve Cumhuriyet savcısının talebi üzerine veya kendiliğinden çocuğu koruyucu ve destekleyici tedbirler almakla görevlidir. Destekleyici ve koruyucu tedbir kararı alınmadan önce çocuk hakkında sosyal inceleme yapılır. Tedbir kararı alınmadan önce hem çocuk hem de diğer ilgililer dinlenir. Çocuk hâkimi tedbir kararı alırken çocuğun görüşünü de dikkate alınmalıdır. Sosyal inceleme neticesinde hakkında destekleyici ve koruyucu tedbir alınmasına karar verilen çocuk, denetim altına da alınabilir.

Koruyucu ve destekleyici tedbirler, çocuğun öncelikle kendi aile ortamında korunmasını sağlamaya yönelik danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma konularında alınacak tedbirlerdir. Bunlardan;

Danışmanlık tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimselere çocuk yetiştirme konusunda; çocuklara da eğitim ve gelişimleri ile ilgili sorunlarının çözümünde yol göstermeye

Eğitim tedbiri, çocuğun bir eğitim kurumuna gündüzlü veya yatılı olarak devamına; iş ve meslek edinmesi amacıyla bir meslek veya sanat edinme kursuna gitmesine veya meslek sahibi bir ustanın yanına yahut kamuya ya da özel sektöre ait işyerlerine yerleştirilmesine,

Bakım tedbiri, çocuğun bakımından sorumlu olan kimsenin herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi hâlinde, çocuğun resmî veya özel bakım yurdu ya da koruyucu aile hizmetlerinden yararlandırılması veya bu kurumlara yerleştirilmesine,

Sağlık tedbiri, çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbî bakım ve rehabilitasyonuna, bağımlılık yapan maddeleri kullananların tedavilerinin yapılmasına,

Barınma tedbiri, barınma yeri olmayan çocuklu kimselere veya hayatı tehlikede olan hamile kadınlara uygun barınma yeri sağlamaya yönelik tedbirlerdir (5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu, madde 5).

Çocuk hakkında tedbirin uygulanması, on sekiz yaşın doldurulmasıyla kendiliğinden sona erer. Ancak hâkim, eğitim ve öğrenimine devam edebilmesi için ve rızası alınmak suretiyle tedbirin uygulanmasına belli bir süre daha devam edilmesine karar verebilir.

Çocuk mahkemesi hakiminin tedbir kararlarına itiraz edilebilir. Tedbire itiraz halinde, itirazı bir sonraki çocuk mahkemesi inceler. Örneğin, İstanbul 3. Çocuk Mahkemesi hâkimi tarafından verilen tedbir kararına, İstanbul 4. Çocuk Mahkemesi’ne itiraz edilecektir (Doğan, 2016).

Çocuk Mahkemelerinde Sosyal Hizmet Uzmanının Rolü

Sosyal hizmet disiplini insan hakları ve sosyal adalet temeline dayanır. Sosyal hizmet mesleği dezavantajlı gruplarla çalışır. Suça sürüklenen ve suç mağduru çocuklar da dezavantajlı grup kapsamına girer. Sosyal hizmet uzmanı, adli sürece dahil olan, suça sürüklenen ve suç mağduru çocuklar ile çalışır. Onların hak savunuculuğunu yapar. Adli süreçte karşılaşılan risklerden dolayı çocukların gelişimsel ve psikolojik açıdan zarar görmesine engel olmak amacıyla çalışmalar yürütür. Çocuğun gelişimsel düzeyine dikkat eder, çocuğa içinde bulunduğu süreci açıklar, haklarını bildirir ve çocuğun en az zararla adli süreci atlatmasına yardımcı olur.

Sosyal hizmet uzmanı, sosyal hizmetin adli alandaki işlevselliği olan adli sosyal hizmet uygulamaları kapsamında çocuk mahkemelerinde görev alır. Sosyal hizmet uzmanın çocuk mahkemelerinde iki temel görevi vardır: Birincisi, suça sürüklenen çocuk ile ilgili sosyal inceleme yaparak sosyal inceleme raporu yazmak ve bu sayede çocukla ilgili çocuğun yüksek yararını gözeten bir karar alınmasına yardımcı olmak. İkincisi ise adli sürece dahil olan çocuğun ifadesinin alınması veya sorgusu sırasında yanında bulunmak. Sosyal hizmet uzmanı, çocuğu sosyal çevresi içinde ele alarak sosyal inceleme raporu yazar. Mahkeme hakiminin karar sürecini, yazdığı sosyal inceleme raporuyla yönlendirir. Ayrıca soruşturma sürecinde çocukla adli görüşme yürütür. Adli görüşmede çocuğun gelişimsel düzeyine dikkat ederek psikolojik olarak çocuğun yıpranmasının önüne geçebilecek şekilde görüşme gerçekleştirilmesine yardımcı olur.

KAYNAKÇA

1- Erükçü, Gamze ve Akbaş, Emrah. (2012). “Türkiye’de Çocuk Mahkemeleri Uygulamalarına Eleştirel Bir Bakış”, İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi 3, s. 140-143, Cilt.1, Sayı:3.

2- Doğan, Baran. (2012). “Çocuk Mahkemesi ve Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi”, internet blog yazısı.

barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/cocuk-agir-ceza-mahkemesinin-gorevi-nedir

3- 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu. (2005). T.C. Resmî Gazete, 25876, 15 Temmuz 2005.

mevzuat.basbakanlik.gov.tr

4- 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu. (2004). T.C. Resmî Gazete, 25611, 12 Ekim 2004.  

mevzuat.basbakanlik.gov.tr

Yorum Yok

Yorum Yaz