TİMUR

TİMUR

ÖNSÖZ
Öncelikle konuya değinmeden evvel şahsım adına bir önsöz yazmak lazım geliyor.
Zaman gelir ve geçer. Devran döner ve her şey değişir. Lâkin tarih…
Tarih asla değişmez. O olandır ve olması gerektiği gibi de olmuştur. Ve ondan bir şeyi asla çıkaramazsınız ki o da Türk tarihidir. Türkler her daim var olmuşlardır. Varlıklarıyla kimilerine korku kimilerine de hep umut olmuşlardır. Tıpkı günümüzdeki gibi. Ve bu var oluşlarını hep bir devlet çatısı altında devam ettirmişlerdir. Devlet, vatan, vatan toprağı bu kavramlar Türkler için her daim kutsal sayılmıştır. Türkler tarih boyunca nice devletler yıkmış ve kurmuştur. Bunun yanında hayatın gerçekliğine binâen bazı acı hadiseler vuku bulmuştur. Nice devletlerimiz yıkılmıştır. Ama sürekliliğimiz her daim var olmuştur ve var olmaya da devam edecektir. İşin acı tarafına gelecek olursak böyle muazzam bir tarihe sahip olan bir milletin tarihe ilgisiz ve kayıtsız kalışıdır.
Bizim niyetimize gelecek olursak; bu ve bunun gibi birçok yazımızda, var olmayan ilgiyi, alakayı, bilgiyi, merakı ve hevesi canlandırmak, hissettirmek ve teşvik etmek olacaktır.
Şunu asla unutmamakta fayda var. Biz bu topraklarda rahat bir yaşam sürdürebiliyorsak bunu geçmişimize borçluyuz. Bizden öncekiler için de bu geçerliydi bizden sonrakiler için de bu geçerli olacak. Geleceğe yön vermek, geleceğe sağlam gitmek; geçmişi bilip ondan ders almaktan geçer. Bizlerin bugün bu topraklarda rahat yaşam sürdürmemizi sağlayan atalarımızı bilip, onları anlamaya, onları öğrenmeye, onları hatırlamaya çalışmamız çok mu zor?
Tarih bizi çağırıyor. Tarih bizi onu öğrenmeye, anlamaya ve geleceğe yön vermeye çağırıyor.
(1.BÖLÜM)
Emir Timur Hazretleri…
Aslına bakacak olursak Timur,  çoğu kişi tarafından pek bilinmeyen, bilen kimselerce de pek hoş karşılanmayan bir hükümdardır. Bilinmemesi bizim ayıbımız iken sevilmemesinin sebebi yanlış lanse edilmesi, yanlış bilgilere sahip kimselerin verdiği bilgiler ve her daim olduğu gibi tarihin eksik anlatılmasıdır. Tabi en büyük sebebi ise Osmanlı Devletini 11 yıl süren bir fetret devrine sokmasıdır. Garip olan şudur ki; ikisi de Türk hükümdardır. Ayrıca ikisi de Müslüman bir hükümdardır. Fakat iş Ankara Savaşı’nın sonucuna gelince Timur kendi soydaşlarından nefret gören bir adam konumuna geliyor. İnsanların bu algısına bakacak olursak eğer Ankara Savaşı’nın  sonucu Bayezid lehine olsaydı günümüz insanları tarafından başarılı bir zafer olarak addedilecekti. İşte bu çok acımasızca bir çıkarım. Böyle bir ayrımı tarih de kabul etmez. Yanlış duyumlarla oluşan bir tarih de olamaz. Eğer var olan bir şey varsa bu var olanın sebepleri de vardır. Ondan evvel Timur’un yaşamından ve imparatorluğu kurmadan önceki süreci inceleyelim.

Timur’un hayatının ilk yıllarına ait fazla bir bilgi yoktur. 9 Nisan 1336 yılında Salı günü 12 hayvanlı Türk Takvimine göre Sıçan yılında Keş yakınlarındaki Hoca Ilgar Köyü’nde doğmuş olup babasının adı Turagay, annesinin adı Tekina Hatun idi. Ayrıca babasının da çok dindar olduğu ve zamanının çoğunu din adamları ile geçirdiği de bir gerçektir. Babası sadece Barlas Boyu’nda değil, tüm Çağatay ulusunda itibarlı bir bey idi. Timur, aslen bir Moğol kabilesi olan ve özellikle Moğollar üzerindeki yoğun Türk kültürünün etkisiyle Türkleşmiş olan Barlas Boyu’na mensup Moğol kökenli bir Türk hükümdardır. Çok gariptir ki Türklüğü ile iftihar etmiş koca cihangiri şimdilerde Türk olmadığına dair bazı kimseler akla ve mantığa sığmayan eleştiriler yapıyorlar. Bu eleştiriler; onun Türk olmayıp bir Moğol olduğu hatta Müslüman olmayan, geleceği görememiş Anadoluyu katıp karıştırmış biri olduğu söylentileridir. Bakın bu büyük bir vebaldir. Soyu Moğol’a dayanabilir. Lakin yoğun Türk kültürü ile Türkleşmiş bir boya mensup olması onu Türk yapmaz mı? Yahu adam İslâmiyet için Türklük için nice savaşlara girmiş ve birini olsun kaybetmemiş. Böyle bir Türk hükümdara böyle ithamlarda bulunmak doğru olur mu? Tarihimiz sadece Osmanlı’dan ibaret değil. Diğer Türk devletleri kötülenemez ve hor görülemez. Osmanlının amacı neydi ise diğerlerinin de oydu.
O dönemin en büyük tarihçisi Arabşah’ın söylemine göre de Timur, gençlik yıllarında bir çeteye sahipti ve eşkıyalık yapıyordu. Lakin burada da Arabşah’ın bu söylemine şüphe ile bakmakta fayda var. Çünkü Arabşah 12 yaşında iken ailesi ile birlikte Timur tarafından zorla Semerkand’a getirtilmiştir. Bu yüzden Arabşah Timur’u hiç sevmemiştir. Timur yirmili yaşlarına geldiğinde ise Semerkand bölgesi hanlar arasındaki mücadelelere ve iç karışıklıklara sahne oluyordu. Doğu Türkistan bölgesinde hakimiyet kurmuş olan Moğol hükümdarı Tuğlak Timur, bölgedeki karışıklıklara son vermek için Semerkand’a gittiğinde Timur boyunun reisi olarak kendisine bağlılığını bildirdi. Tuğlak Timur oğlu İlyas Hocayı Mavereünnehir’e vali yaparak Timur’u da İlyas Hocanın atabeyi yaptı. İlyas Hoca Semerkand’ı zulüm ve baskı ile yönetiyordu. Buna göz yummayan Timur Han, kaçmış olan Emir Hüseyin’in yanına giderek birlikte Horasan’a kaçarlarken Câuni Kurbanîlerden Ali Bey tarafından yakalanarak, Mahan’da 62 gün tutsak kaldıktan sonra serbest bırakılıp, Sancarî oymağının reisi Mübarek Şah’dan yardım görerek tekrar buluşmak üzere ayrıldılar. Lakin bu sırada düşmanları karşısında zor bir duruma düşmüş bulunan Sistan hakimi Melik Fahreddin’in “Beni kuvvetli bir düşman rahatsız etmektedir. Eğer o sizin yardımınız ve kahramanlığınız sayesinde uzaklaştırılırsa, size pek çok mal ve mücevherat verir ömrüm oldukça bu yardımınıza karşı minnettar kalırım.” diyerek yardıma çağırması üzerine Timur ile Hüseyin 1000 kişilik bir kuvvetle yardıma gelip, Sistan hakiminin düşmanını uzaklaştırdılar ise de, Fahreddin’in vaatlerini yerine getirmemesi üzerine buradan ayrıldılar. Ancak yolda önleri kesilmiş, yapılan çarpışmada Timur’un sağ eline ok isabet ederek yaralanmıştır. Herhalde ayağının sakatlanması da bu çarpışmada olmuştu. Timur ile karınca hakkındaki meşhur hikayede onun bu müşkül zamanlarına aittir.
Bu hikaye şudur:
Timur yaralı olarak bir gün duvara dayanmış üzüntü içinde oturuyordu. Eli ve ayağı tutmaz olduğundan, bundan böyle en iyisi mi her şeyden elimi eteğimi çekip bir köşeye çekileyim diye düşünüyordu. O sırada zayıf bir karınca duvara tırmanmaya başladı. Fakat biraz sonra düştü. Karınca birkaç defa düştükten sonra nihayet duvara tırmanmayı başardı. Timur, karıncanın durumunu kendi durumuna benzeterek, yeniden faaliyete geçmek ve büyük bir devlet kurmak ümidi ile faaliyete geçti. Yarasının iyileşmesinden sonra iki bey yeniden Maveraünnehir’e gelip  Belh ve Keş şehirlerini ele geçirip hakim oldular. Timur ile Emir Hüseyin aralarında akrabalık bağları da bulunmasına rağmen hem yönetim anlamında hem de bazı özel meselelerden dolayı araları yavaş yavaş açılmaya başlamıştır. Bir zaman sonra Semerkand’da çıkan bir ayaklanmadan sonra Emir Hüseyin Timur’un beylerinden bir kısmını tutuklatmış ve oldukça da yüksek bir kurtuluş akçesi istemiştir. Timur zar zor bu parayı ödemiş ve artık iyice sinirlenmiştir. Emir Hüseyin’in kız kardeşi ile evli olan Timur eşinin ölümünden sonra Hüseyin ile bağı iyice kopmuştu. Bir vakit sonra Timur Emir Hüseyin’in sığındığı Belh Kalesi’ni kuşattı. Emir Hüseyin her ne kadar Mekke’ye gitmek için izin istediyse de Timur izin vermedi. Timur teslim olması halinde onun hayatını bağışlayacağını bildirdi. Emir Hüseyin bunun bir hile olduğunu düşünüp bir gece kaleden kaçarak bir minareye saklandı. Kaderin cilvesine bakın ki atı kaybolan bir adam her yeri arayıp atını bulamayınca sonunda etrafa bakmak için minareye çıktı. Orada Emir Hüseyin’i gördü. Hüseyin ona bir miktar para verip durum düzeldiği zaman daha fazla vereceğinin vadetti. Adam onca yeminler etmesine rağmen oradan ayrılır ayrılmaz Timur’un huzuruna çıkarak durumu bildirdi. Timur hemen minareyi kuşattırıp Emir Hüseyin’i minareden indirtti. Eski dostluklarından dolayı her ne kadar Emir Hüseyin’i öldürmek istemediyse de Timur’un beylerinden biri kardeşinin kanını dava etti. Bu yüzden Emir Hüseyin ve iki oğlu kısas olarak öldürüldüğü gibi hazinesi ve haremi de Timur’un eline geçti. Sonrasında Belh şehri tahrip edildi. Ardından Timur 9 Nisan 1370 tarihinde tahta oturup Timur İmparatorluğunu kurduğunu ilan etti.
Bu bölümde Timur’un hayatı ve imparatorluğun kuruluş sürecini aktarmaya çalıştım. Ayrıca çokça faydalandığım Prof. Dr. İsmail Aka’ya, Timur ve Devleti adlı eseri için kendisine bu hizmetinden dolayı teşekkürü bir borç bilirim. İkinci bölümde ise imparatorluğun büyüyüşü, Ankara Savaşı ve imparatorluğun yıkılışı gibi pek çok meseleye değinmeye çalışacağım.
Tarihe her daim derin sevgi ve özlem ile…

16

Yorum Yok

Yorum Yaz