Tek Tip İnsan “KAOSUN MİMARLARI”

Tek Tip İnsan “KAOSUN MİMARLARI”

Hayat, yaşamsal bir mücadeledir. Güçlü olan ayakta kalır der, sosyal darwinistler. Semavi dinler açısından bakarsak Adem’den beri gelen mücadelenin iyi ve kötü arasındaki öldürücü muallak çizgide süregeldiği dışsal varsayımlar karşımıza çıkar .Savaşlar, katliamlar, cinayetler, yapayi hastalıklar… İnsanoğlunun bir şeyler kazanma olgusu için saçtığı ölüm havuzlarıdır. Bunun ödülü genelde, para ve güçtür. Bunlar aslında insanın dezavantajlarıdır. Çünkü bu unsurlar için olmayacak bir kişiliğe dönüşmek veya bu unsurlar için kullanılmak ve kandırılmak kaçınılmazdır. Ölüm havuzlarının dolmasını sağlayan, aracıları oluşturan, “kullanan” faktörü zıt konumda, kadersel bir çizgide oluşur. Çünkü herkes eşit şartta doğmaz, bazıları zengin doğup ileride parasını katlamak ve gücünü arttırmak için yetiştirilirken, bazıları da yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için uğraşır. İki zıt uç, evrensel etik kurallarının aksine hareket etmeye başladığı an birbirine yaklaşırlar, yeterli mesafe sonucu mıknatıs misali birleşirler. Artık bir taraf kullanan bir tarafta kullanılan olmuştur. Bu denklemdeki arzular ve hırs bileşkesi dünyanın kaderine etken bir parçadır. Ama sadece yaşamsal faaliyetlerin etkisi denklemi tam olarak sağlamaz, ayriyeten fikirsel bakımda büyük bir önem arz eder.
Kandırılan ve kandıran insan ayrımı subjektif beyanatlar sonucu genel tezde bilgili ve cahil olarak ayrılmıştır. Dünya genelinde cahil insan, kandırılan veya kandırılmaya müsait insan olarak tanımlanması son derece yanlış ve aksi durumlara sebebiyet verecek doğrultudadır. Kandırılan insan sorgulamayan insandır. Bir insan ne kadar bilgi dolu olursa olsun ona verilen doğrultular ve yönergeler o sorgulamadığı taktirde onu fikir kölesi yapacaktır. Sonuçta bilgi sonradan öğrenilen bir şeydir.
Muhtaçlık ve sorgulamama hali, herhangi bir düşkünlük ile birleşince ortaya kaosun yaratılmasındaki aracı olan insanların doğuşuna zemin hazırlar. Kaos bazen silah yoluyla bazende kalem yoluyla olur. İnsanoğlunun başlangıcından bugüne kadar olan bu kargaşaların her biri bir menfaat uğruna yapılmıştır.Dünyevi ve uhrevi menfaatler… (Uhrevi gözüken çoğu kargaşa aslında beşeri çıkarlar içindir. Haçlı seferlerinde doğudaki zenginliğin keşfi ve batıya aktarılması bunun bir örneğidir.) Kargaşadan en büyük menfaati sağlayan her zaman, kullanan taraftır. Dünden bugüne ortaya çıkan kargaşaların en büyük failleri büyük güç sahibi olanlardır. Bu güç olgusu yönetim olgusunu yaratmıştır.
Yerleşik yaşama geçilmesi ile başlayan ve yıllar ilerledikçe güçlenen yönetim olgusu, ilkel zamanda süregelen bireysel çatışmaları toplum çatışmalarına çevirmiştir. Özelden genele doğru artan çatışma, modern dönemde kitlesel çatışmalara bürünmüştür. Kabile reisliği ile başlayan yönetim, kent-devlet (polis) kralı, feodal beyler, padişah-kral, demokrasi gibi değişen ve geliştiği iddia edilen yönetim biçimlerinin en yüksek karar merci, yönetimin asıl sahibi olmuştur. Bu karar merci asıl görünen kişi değil onun üzerinde etki yapan unsurlardır. Sanayi devrimi sonrası ortaya çıkan şirketler, şuan günümüzde yönetimin büyük bir bölümüne etki yapan gizli faktörlerdir. Günümüzde herhangi bir kaosu fırsata çeviren veya bunun üzerinden rant yapan “çakal” şirketler olduğu gibi, kaosu bizzat yaratan, silah satan “avcı” şirketlerde vardır. Bu şirketler dünyanın en büyükleri; modern çağ aristokrasisinin temsilcileri ve ekonomik payları dünyada geri kalan milyonlarca insanın payına eşit olan sömürge unsurlarıdır. Günümüzün KAOS mimarlarıdır ve KAOS olduğu sürece kazanacaklar ve kazandıkları için hep KAOS çıkaracaklardır.

1

Yorum Yok

Yorum Yaz