Sükûta Varış

Sükûta Varış


Başına buyruk gibi, eserekli bir vurdumduymaz telaşın karşısında bir galibiyet almaya talip oldum. Bana uğrak veren düş uçurumlarının gizli kapılar ardından seslenmesine telaş… Telaş dediğim her an göz ucuyla bakmadan, düşünmeden, düşlemeden giderim ya arkası sıra. Bir lafın arkasına sığınmaya gör; sonun başlangıcı der durur yine de bu anlara sığdırırsın cüce yaşamını. “Hadi hayırlısı”fırsatın varken uğrak ver bir kederin keşmekeşliginden uzak, korunaklı sükuta. “Hadi hayırlısı” demek telaşına kılıf uydurmak degil mi? Kelimeler değişiyor, değişmekte; aynı kalan sensin değil mi? Yorgun düşmüşlüğüm var ya hani bu telaştan yana, sana sen katan yoksa bu telaş… Gülümsemelerimin arka planındaki ey masum kırılgan kalp, araladığın kapılara bakarak kendini sınamaktan vazgeç. Yoksa senden geriye kalacak bu koca telaş. Yaşama dolmuşluk seninki. Biranda bir şey, her şey olmayacak kadar dikkat arz etmeli, sığınaklı gördüğün yekpare yaşamında. Aynı dikkati bünyesinde barındıran doğanın izlediği denge kanunu misali… Doğanın misali çokken sana kalan; geçmişte basılmış iki ciltlik kitabın okuyucu bulamadığı için tozu yavaş yavaş bünyesine alması gibi. Pekâla, bir fırtınanın hoyrat anlarından gelme sayfalara, içine huzur işlemişken beyaz sayfalara çiz güzelce yalınlığını. Gül gönlün kalmasın! Ismarla, anlara doldurduğun sonsuzunu.

16

Yorum Yok

Yorum Yaz