Sevgili Zaman

Sevgili Zaman

Yarına yazılacak olan bir sürü sözcük bugün de çakılı duruyor. Sözlerimin bugüne ait olmasını istemiyorum. Yaşadığım her gün bugünü ifade ederken geleceğim yine ‘bugündür’.  Bugünlerimi saklayıp geleceğe koşmak isterdim lakin kalbim yarında atar mı bilmiyorum. Saklayacağım diye içime dünyayı biriktirmek istemiyorum. Dünyanın ekseninde ipinden kaçırılmış balon gibi gezmek istiyorum sadece. Geleceğimden haber alabilseydim karşımdakilere nasıl davranacağımı bilirdim. Belki gelecek acıya doğuracak sabahımı. Belki gelecek sabah hiç olmayacak.

Çocuk seslerinin dört köşeli kutuya hapsolduğunu, hapsolacağını biliyorum. Sesler elektronik cihazlarda boğulurken, kulak pası silmek yerine hoparlör kenarlarını silmek gerekecek. Bir çocuğun ellerinin oyuncaklarla süslenmesi gereken yerde ellerine teknoloji zinciri vurulmuş oluyor. Zincir yetişkinlerde halka olarak devam ediyor. Halka yayılarak doğan her çocuk da yavrusunu bırakıyor.

Makineleşmiş duygular kalbimizi kilitliyor. Nefsimize daim ettiğimiz o bedenler tırnaklarını çıkarınca arada kalanlar dünyaya gelmiş oluyor. Sosyal hesaplardan tanışıp kaderimize ortak ettiklerimiz mahkeme salonunda kurtulmaya yer arıyor bizden. ‘Haya’ ifadesini parçalayıp atan ‘cesur olma eğilimi’ milyonlarca like alıyor ve almaya devam edecek de.

‘Bağış’ adı altında yapılan reklamlar sosyal hesapların vicdanı oluyor. Vicdanının iyiliğini göstermek isteyenler pankart açıp ben buradayım diyor. Yolda ondan yardım isteyen insanlara dönüp bakmazken, komşusunun kurban kesip kesmediğini bilmezken açtığı pankartla alkışları topluyor. Ve adı ne kadar vicdanlı bir adam diye anılıyor. ‘Bağış’ kelimesinin insanlıktaki tanımını öğrenmeye davet ediyorum insanlığı.  ‘Hayırlı işler’ ifadesini bakkaldan alıp soğuk iki dakikalık tuşlara bırakıyoruz.  Bunun adı pratiklik, rahatlık oluyor şimdiki lügatte. Yarın ilmik ilmik işlenen tembellik olacak.

Sosyal hesaplarda kullanılan hitapların sahteliği insanların yüzünden aşağıya akıyor. Görmeden birini kandırmak kolaydır değil mi? Görmeden kandırıyoruz yarınımızı. Görmeden tutuyoruz bir yabancının elini. Bayram harçlığı denilen o heyecanlı bekleyiş çocuklarda kredi kartları ile alınan kocaman hediyelere dönüyor. İnsanlığa aşılanan durum emek vermeden tüketmek oluyor. Geleceğin çocuklarını tüketiyoruz kimse görmüyor.

Sevgili zaman, hayatın içinden geçmiş elini sallayarak gidiyorsun. Sormuyorsun durmak ister misin, diye. İlgilenmiyorsun ne oluyor bu insanlığa. İnsanlık kavramının +lık ekini sadece yapım eki olarak gören insanlar istemiyoruz.  Geçmişin insanlığını, bu elektronik yurda doğurmanı istiyoruz.

İnsanca kalman dileğiyle zaman.

10

2 Yorumlar

  1. İsmail MEREY
    27 Mayıs 2019
    • Melisa Fırtına
      27 Mayıs 2019

Yorum Yaz