Seninle Başlamadı – Mark Wolynn

Seninle Başlamadı – Mark Wolynn

”Bazen kalbin açılabilmesi için kırılması gerekir.”

Çocukluğumuzdan itibaren tüm soruları sadece evebeyinlerimize yöneltmeyiz en çok soruyu kendimize sorarız. Ben kimim? Nelere üzülür, nelere sevinirim? Niye başıma gelenlere başkaları gibi tepki vermem? Beni ve kardeşimi birbirimizden farklı yapan şey ne? Neden bazı bebekler doğduklarından itibaren çok huysuz bazıları ise çok sakin?

Seninle Başlamadı kitabının yazarı Mark Wolynn yaptığı bir konuşmada şöyle diyor:

Bize miras kalan ancak açıklanmayan belirtilerden bahsetmek için burdayım. Korkularımız, endişelerimiz, saplantılı düşüncelerimiz. Bunları biyolojik olarak ailemizden ve büyükanne ile büyükbabalarımızdan miras alırız. Bu semptomların bize ait olduğunu düşünürüz. (…)

Mark Wolynn bunları söylüyor çünkü yaşadığı körlük ile hayatı büyük ölçüde değişiyor. Her şeyi terk edip Endonezya’ya gidiyor. Orada çok çeşitli uğraşlardan sonra (oruç tumak, körlüğünü gidermek için yaptığı tedaviler, diyetler vs. gibi) uzun süreler görüşmek için beklediği hocalar onun neden orada olduğunu (onun yaşadığı körlüğü) anlıyor, ona sadece şunları söylüyor:

“Eve dön. Ailenle aranı düzelt!”

Bu cümleleri ilk başta M. Wolynn da anlamıyor. Ancak aile bağlarının, onlarla olan ilişkimizin ne kadar önemli olduğunu anlaması için bir fırsat. Çünkü biz bilsek de bilmesek de yaşadığımız her şeyin bir sebebi var. Nasıl bir aileye (iyi ya da kötü) sahip olursak olalım onlarla ilişkilerimizin iyi olması bizim için çok önemli. Onları reddetmek ya da onlarla iyi bir ilişki kurmamak kendimize yapacağımız en büyük kötülüklerden biri.

“Son yapılan araştırmalarla biliyoruz ki “Bilim adamları artık biyolojik kanıtları (Travmaların bir nesilden sonraki nesillere geçebildiğine dair.) tespit edebilmektedir.” Elbette tüm travmalar, düşünceler, davranışlar kalıtsal değildir.

“Ailenizle deneyimlediğiniz geçmişiniz, anneniz daha size hamile kalmadan önce başlar. En baştaki biyolojik formunuzda, henüz döllenmemiş bir yumurta iken anneniz ve büyükanneniz ile hücresel bir çevre paylaşırsınız. Büyükanneniz annenize beş aylık hamileyken, sizi geliştiren öncü yumurta hücreleri zaten annenizin yumurtalıklarında mevcuttur.”

“Bu demek oluyor ki anneniz doğmadan bile önce, anneniz, büyükanneniz ve sizin ilk izleriniz, hepsi aynı bedendeydi.”

Annenizden hatta büyükannenizden miras aldığınız çok şey var. Kısa bir hikayeyle anlatmak gerekirse, yeni doğum yapmış bir kadın sürekli çocuğuna bir şey olmasından, bir yangın çıkmasından korkuyor ve korkusundan uyuyamıyor. Kadın bunu annesine anlattığında annesi kızıyla aynı korkuyu taşıdıklarını, bir çocuğunu yangında kaybettiğini diğer çocukları doğduğunda tıpkı kızı gibi çocuklarına bir şey olmasından korktuğunu söylüyor. Kadın, annesinin travmasını taşıyor. Yani hayatımız bizimle başlamıyor.

Yaşadıklarımız kadar düşündüklerimizin de önemi var. Ne düşündüğüne dikkat et uyarısı basite indirgenecek bir uyarı değildir. Kalıtsal özelliklerimiz bizim kim olduğumuzu, nasıl biri olduğumuzu etkiliyor. Çünkü düşünceler de aktarılıyor.

“Önde gelen hücre biyolojisi uzmanı Bruce Lipton, DNA’larımızın hem olumsuz hem de olumlu düşüncelerimiz, inançlarımız ve duygularımızdan etkilenebildiğini iddia ediyor.”

“Lipton’a göre, “bir annenin duyguları; korku, öfke, sevgi, umut gibi, çocuklarının genetik ifadesini biyolojik olarak değiştirebilir.”

“Eğer hamile bir anne akut veya kronik stres yaşarsa bedeni, adrenalin ve noröadrenalin dahil, stres hormonları üretecektir ve bunlar annenin kan dolaşımından rahmine doğru yol alıp aynı stresli halini doğmamış bebekte başlamasına sebep olur.” Verny sözlerine şöyle devam eder, “Çalışmamızda görüldüğü üzere, aşırı ve sürekli stres altında olan annelerin bebeklerinin prematüre olması, kilosu düşük, hiperaktif, çabuk sinirlenen ve sancılı olmaları daha muhtemeldir.”

“Bilinçli anne-babalık, gebelik öncesinden doğum sonrası gelişimi süresince bir çocuğun gelişiminin ve sağlığının anne-babasının düşünceleri, tutumları ve davranışlarından derin şekilde etkilenebileceğinin farkında olarak ebeveynlik yapmaktadır.”

Psikanalist Carl Jung gibi birçok insanın çeşitli açılardan değindiği bu konuyla ilgili bilimsel araştırmalar son yıllarda yapılmaya başlanmıştır. Mark Wolynn nörobilimleri, psikoterapiyi ve psikodinamiği birleştirerek çeşitli sorulara yanıtlıyor.

Başımıza gelen her şeyin bir sebebi var. Belki kendimiz tanırsak, kim olduğumuzu bilirsek sorunları çözebilmek, daha farklı bir hayat sürebilmek mümkün olabilir. Mark Wolynn kalıtsal aile travmalarının kim olduğumuza etkileri ve sorunların üstesinden gelmenin yollarını anlattığı Seninle Başlamadı kitabının giriş cümlesinde:

“Geçmiş asla ölmüş değildir. Geçmiş geçmiş bile değildir.” yazıyor.

William Faulkner, Bir Rahibeye Ağıt

_____________________________________________________________________________

Başkalarından sevgi alma becerimin annemden sevgi alma becerime bağlı olduğunu fark ettim.

Mark Wolynn

Neyi hayal edersek, onu mümkün kılarız.

George Bernard Shaw

Ebeveynlerinizi değiştiremezsiniz ancak içinizde onları algılayış şeklinizi değiştirebilirsiniz.

Mark Wolynn

26

Yorum Yok

Yorum Yaz