MAZLUM VE MAHKUM ŞEHİR KUDÜS

MAZLUM VE MAHKUM ŞEHİR KUDÜS

KUDÜS

Bir toprak parçası düşünün ki sadece toprak dan dan ibaret olduğu için değil de; o toprağın insanla olan ilişkisi, toprağa değer verir. Ya üzerinde bir nesil ağır bedeller ödemiştir ya da yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından çok zengindir. Kudüs ise bu saydıklarımın hepsini ve daha fazlasını barındırıyor olması onun değerine değer katıyor.

Akdeniz ve Ölüdeniz ’in kuzey sınırı arasında yer alan Kudüs, dünyanın en eski şehirlerinden biridir. Günümüze kadar birçok işgali, zulmü, fitneyi görmüş bir şehirdir. Mescid-i Aksa ise Kudüs’te bulunan kubbenin adı değil 144 (144 bin metrekare) dönümlük arazinin adıdır. İçeresinde sayısız eserler barındırmaktadır.

Yahudiler için Kudüs’ün Değeri

Yahudiler için Kudüs’ü kendi inançlarına göre önemli bir yer edinmiştir. Tevrat’ta bir defa salam adıyla geçmektedir. Şehir krallık ve ibadet yeri olarak ilk defa Hz. Davut ile başlamıştır, daha sonra Hz. Süleyman zamanında mabed inşası ile devam etmektedir. Yahudiler içinde en önemli olay ise Tevrat’ta geçen bir bölümdür. “Eğer seni unutursam ey Yeruşalim, sağ elim hünerini unutsun; eğer seni anmazsam, eğer Yeruşalim’i baş sevincimden üstün tutmazsam dilim damağıma yapışsın.” (Mezmur, 137/5-6)

Hrisiyanlık için Kudüs’ün Değeri

Hristiyanlık için Kudüs İncil’de yer bulmuştur. Hz. İsa ise Galile bölgesinde tebliğ yapmaya başladıktan sonra halkın olumsuz tepkilerinden dolayı Kudüs’e giderek mabedi temizlemeye başlar ve bunun karşılığında Yahudilerin tepkileri ile karşılaşır ve şehrin dışında çarmığa gerilir. Kısaca Hz. İsa’dan ötürü Hristiyanlar buraya önem vermektedir.

Müslümanlık İçin Kudüs’ün Değeri

Biz Müslümanlar için ise ilk kıblemizdir ve bu durum peygamberimiz (s.a.s) Medine’ye hicret ettikten sonra 16 veya 17 ay daha kıblemiz olmaya devam etmiştir. Peygamber(s.a.s) efendimiz miraca yükselerek buradan da tüm peygamber ile görüşüp namaz kıldırdığı mekandır. “Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsrâ Sûresi 1. Ayet) ve efendimizin bizim gitmesini istediği yerdir. “ Yolculuk ancak şu üç Mescitten birisine ibadet için olur. Benim şu Mescidime, Mescid-i Haram’a ve Mescid-i Aksa’ya”. Müslim, Hac, 15/ 415,511.512. Buhari, Mescid-i Mekke,1. Savm 67, Ebu Davut, Menasik 94; Tirmizi, Salat 126; Nesai, Mesacit,10.

Kudüs Yahudilik ve Hristiyanlık için değil İslam için tevhidin sembolüdür, Kudüs’e ve bu zamana kadar gelmiş peygamberlerin tek gayesi Allah’tan başka ilah olmadığına ve Allah’a kul olmaya davet etmiştir.

Niçin ve Nasıl Gittim?

1. Oraya gitmeyi çok istiyordum ve samimi bir niyetim vardı.

2. Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebi’ye gitmek için dua ettiğim gibi Mescid-i Aksa’ya gitmek için de bol bol dua ediyordum çünkü buralara gitmek için ekonomik güç değil nasip gereklidir.

3. Ekonomik kısmı ise; üç sene önce bir arkadaşım ile sigara konusunda münakaşa etmiştim ben ona sigara içmezsen bir sürü faaliyetler yapabilirisin demiştim oda bana karşılık olarak sen sigara içmiyorsun da ne yapıyorsun başka yere harcıyorsun demişti neticede haklıydı kendisine el tutulur herhangi bir örneğim yoktu. O günden itibaren günlük bir paket sigara parasını bir köşede biriktirmeye başladım. Çok düşük bir miktarını ise borç alarak yeterli para biriktirdim.

Daha sonra tur şirketine kaydımı yaptırıp günümüm gelmesini bekledim, gün yaklaştıkça heyecan artıyordu. Sonunda beklenen gün gelmişti, Atatürk havaalanından tüm işlemlerimizi hallettikten sonra uçağın bulunduğu biniş kapısına ilerledik. Burada sadece Türk vatandaşları yoktu, Müslümanlardan çok Yahudi ve Hristiyanlar vardı buraya transfer havaalanı olarak kullanıyor olabilirler ama Müslümanların havaalanında Müslüman’dan çok Müslüman olmayanların olması bizim o kutsal topraklara az önem veriyor olmamızın göstergesidir.

İki saat uçak yolculuğundan sonra Tel Aviv Havaalanı’na indik ve uçaktan indikten sonra pasaport kontrol noktalarına geçtik. Daha önceleri Müslümanları bekletiyorlarmış ama bunu kaldırmışlar. Pasaport kontrol memuru bana bir tane soru yöneltti. İlk önce anlamadım: “Daha sonra buraya ilk defa mı geliyorsun?” diye sorduğunu anladım. Ben ise first(birinci) değil de, one(bir) dedim; çünkü İngilizce iyi bilenleri geri çevirme ihtimalleri var burada kalıp Filistinliler ile bize karşı mücadele verir diye tahammül edemiyorlar. Özellikle genç ve bekar erkeklere karşı ayrı ayrı bir tavırları var geride eşi, çocuğu olmadığından ve gençlerin mücadele ruhları daha fazla olduğundan daha farklı tavırlar sergiliyorlar.

Havaalanından çıktıktan sonra etrafına bakınmaya başladım Kudüs’ün bereketli toprakları içimde hissetmekteyim ve gözlemekteyim. Daha sonra ki ilk durağımız Yafa idi burada Osmanlı Devletinin bir sürü eserleri mevcut bunlardan birkaçı şunlardır; Mahmudiye külliyesi 2. Abdülhamit saat kulesi vb. Bu eserlerin üzerinde Ay-yıldız ve Osmanlı turası görmekteyiz Yahudiler bunları ne kadar silmek isteseler bile günümüzde bu güzel eserler ulaşmıştır ve halen güzelliği ile karşımızda idi. Yafa’dan ayrıldıktan sonra Kudüs’e hareket etmeye başladık, yaklaştıkça kat ve kat heyecanım artmaya başlıyor.

İnsanın içine garipsi bir sevinç yeşeriyor. Sonunda kadim şehre varıp otele yerleştik daha sonra Meclisid-i Aksa ’ya için yola çıktık, sokaklardan geçtikçe her yerde tarih den kalıntıların olduğunu fark ediyoruz. Mescidin kapısına vardığımız vakit silahlı Yahudi askerleri ile karşılaşıyoruz onları orada görünce insanın kanına dokunuyor, şairin dediği gibi öz vatanında garipsin öz yurdunda parya. İçeri girince insanın içine bir ferahlık geliyor. Sonunda duama kabul olmuştu. Orada gördüklerim yaşadıklarım ne yazık ki burada ifade edemem tam olarak çünkü öyle mükemmel bir yer ki…

Aksa’nın bahçesinde top oynayan çocuklara rastlıyorum namazdan sonra onların sevincine ortak olabilmek için ben de onlara katıldım beraber oynuyoruz onlardan ayrılma zamanı geldiğinde içlerinde en küçüğünü kucağıma alıyorum ablasının söylemesiyle bana sarılıyor ve yanağıma buseler konduruyor. Bir başka gece ise başka çocuklar ile top oynadık tekrar ayrılmaya yakın bana arkadaşlarımdan sadaka niyetine para verenler olmuştu o emanetleri o çocukların cebine koydum para koyduğumu anlayınca geri vermeye çalıştılar ben onlardan kaçıyorum onlar ise beni kovalıyorlar ve arkamdan bağırıyorlar parayı geri vermek için bu kargaşa ortamına alt tarafta bulunan aksa muhafızları geldi. Ben ise onların arkasına saklandım ve muhafızlara çocuklar durumu anlattı. Muhafızlar o çocuklar ile o konuştular benim peşimi o şekilde bıraktılar. Filistinler gururlu insanlar özellikle para ve hediye tarzı hiçbir şey almıyorlar.

Diğer günler ise Hz. Davut’un kabrini ziyarete gittik Yahudiler orayı Havra ’ya çevirmişler ne yazık ki… El Halil şehrine gittik orada Yahudi askerler bir Filistinliyi şehit ettikleri için bizleri Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Yakup, Hz. Yusuf peygamberlerin kabrinin bulunduğu yere almadılar.

Daha sayamayacağım bir sürü anım geçti. Filistin kalbimin orta yerinde sevinç ve yara bıraktı. Aynı şekilde turdaki arkadaşlarımın da aynı söylemleri söylüyordu turda bulunan bir abimiz ticaret ile uğraştığı için 80’den fazla ülkeyi gezmiş bunların arasında Filistin çok çok farklı diyordu.

Kudüs bize başta peygamber efendimiz ve tüm peygamberlerin emanettir. Osmanlı’nın emanetidir. Kudüs Arapların sorunu değil ümmeti Muhammed’in sorunudur. Bize ne görev düşüyorsa severek yapmamız gerekmektedir. Başta bulunduğumuz konumun en iyisi olmaya çalışmamız gerekmektedir. Öğrenci isek en iyi öğrenci, hoca isek en iyi hoca, doktor isek en iyi doktor, asker isek en iyi asker olmamız, en önemlisi ise anne ve baba isek en ahlaklısını en imamlısını yetiştirmemiz gerekmektedir. Elimizden geldiği kadar maddi ve manevi destekte bulunmamız gerekmektedir. Oradan gelen olumsuz haberler bizi yıpratmamalıdır tam aksine daha da güçlendirmelidir; çünkü yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır. Allah bize Kudüs’ü peygamber(s.a.s) efendimiz aracılığıyla vadetmiştir, elbet bir gün oralar tekrar bizim olacak bizim kendimize sormamız gereken soru biz bu yolun neresindeyiz? Oralar için mücadele eden mi? yoksa lafla mücadele eden mi? Herkes iyi işler yapmak ister ama gerekli fedakarlığı az sayıda kişi gösterir.

Peygamber (sav) Efendimize azatlısı Hz. Meymune (ra): “Ey Allah’ın Resulü! Bize Mescid-i Aksa hakkında hükmün ne olduğunu bildirir misiniz?” diye sorar: Peygamber (sav) Efendimiz şöyle buyurdular: “Oraya gidin ve içerisinde namaz kılın.” Hadisin ravisi dedi ki, “O zaman orası Müslüman olmayanların hâkimiyeti altındaydı”. Peygamber (sav) Efendimiz sözlerine şöyle devam etti: “Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin.” Ebu Davut, K. Salat,14.

“””Müslümanlarla Yahudiler harb etmedikçe kıyâmet kopmayacaktır. O harpte Müslümanlar (gâlip gelerek) Yahudileri öldürecekler. Öyle ki, Yahudi, taşın ve ağacın arkasına saklanacak da, taş veya ağaç; ‘Ey Müslüman, Ey Allah’ın kulu, şu arkamdaki Yahudidir, hemen gel de öldür onu!’ diye haber verecektir. Sadece Garkad ağacı müstesna, çünkü o, Yahudilerin ağaçlarındandır.”(Müslim, Fiten, 82)”

6

Yorum Yok

Yorum Yaz