MALAZGİRT MEYDAN MUHAREBESİ

MALAZGİRT MEYDAN MUHAREBESİ


Savaştan Önceki Genel Durum

Selçuk Bey’in torunları Çağrı ve Tuğrul Beyler yıpratma ve vur-kaç taktiğiyle güçsüz düşen Sultan Mesud komutasındaki Gazneliler Ordusu’nu tamamen sindirmek için 23 Mayıs 1040’ta kolları sıvadılar. Çağrı ve Tuğrul Beyler zaten yıpratma savaşlarıyla ve su kuyularını devre dışı bırakarak güçsüz düşürdükleri Gazneliler’i o gün Dandanakan Kalesi önünde çok büyük bir yenilgiye uğrattılar. Bu savaş Selçukluların kurulması ve Gaznelilerin çöküş sürecine girmesi manasına gelmekteydi. Bu savaştan sonra giderek güçlerine güç katan Selçuklular fetihlerini daha çok batıya yapma kararı alıyorlardı. 1063 yılında Tuğrul Bey’in ölümüyle, kardeşi Çağrı Bey’in büyük oğlu Süleyman, vezir Amid’ül Mülk Kunduri’nin işgüzarlığıyla tahta oturdu. Bu olaydan sonra Alparslan ağabeyi Süleyman’ı devirerek tahta geçti ve Nizamülmülk’ü veziri olarak tayin etti. Bu iki büyük adam kısa zamanda muhteşem işler başardılar, bir taraftan doğuda ve batıda topraklarını genişletirlerken bir taraftan da Vezir Nizamülmülk’ün kurduğu medreselerle halkı batınilik tehlikesine karşı İslam akaidine göre yetiştirip örgütlediler. Bütün bunlar olurken Sultan Alparslan ordusunu toplayarak, Bağdat’taki halifeyi sürekli zor durumda bırakan Şii Fatımiler üzerine yani bugün ki Mısır’a yöneldi. Sultan Mısır’a doğru ilerlerken habercilerinden Bizans’ın çok büyük bir orduyla doğuya yani Selçukluların işini bitirmeye yöneldiği bilgisini aldı. Bu durum üzerine yönünü kuzeye çeviren Sultan, Malazgirt Ovası’nda İmparator Roman Diyojen komutasında devasa bir orduyla karşılaştı.


Muharebe


26 Ağustos 1071’de iki ordu kıyasıya bir mücadeleye tutuştular. Sayıları 200 bini bulan Bizans Ordusu Selçuklu Ordusu’ndan 4 kat daha fazlaydı. Savaş sırasında Türkler sahte ricatta denilen taktiksel bir geri çekilmeyle Bizans Ordusu’nun etrafını dağların arasında 3 taraftan sardılar. Romen Diyojen her ne kadar da Türkler’in oyununa geldiğini anlasa da iş işten çoktan geçmişti. Peçenek ve Tatar Türkleri de din kardeşlerini bırakıp kan kardeşi oldukları Selçukluların safına geçerek 4 taraflarını sardıkları düşmanı deyim yerindeyse biçip geçtiler. Savaştan sonra Romen Diyojen ve maiyeti yakalandı. Dönemin bir çok tarihçisi Bizans İmparatoru’na bir esir gibi değil de misafir gibi davranıldığını yazmaktadır. Bu savaştan sonra mağlup İmparator, Selçuklulara bağlılığını da bildiren çok ağır bir antlaşmayla o zamanlarda adı Konstantiniyye olan İstanbul’a dönmek üzere yola koyuldu. İstanbul’a varmadan gözlerine mil çekilerek yaklaşık bir yıl sonra Kınalı adada hapsolunmuş halde öldü.


Muharebenin Sonuçları


Sultan Alparslan ise aldığı bu büyük zafer neticesinde bir çok hükümdar ve şair tarafından övgülere mazhar oldu ve Türk ve Dünya tarihi açısından birçok şeyi değiştiren bu savaş Türkler’in Anadolu’yu yurt edinmesiyle sonuçlandı. Anadolu’da Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından Selçuklulara bağlı “Anadolu Selçuklu Devleti” ve başta Artuklular, Danişmendliler olmaz üzere çok sayıda beylik kuruldu. Bütün bu olanlara bakılarak uzun vadedeki sonuçları olarak sırasıyla Büyük Selçuklu Devleti , Anadolu Selçuklu Devleti, Osmanlı İmparatorluğu ve son olarak içinde bulunduğumuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti birbirlerini takip eden ve bir diğeri yıkıldı yıkılacak derken ortaya çıkan ve gelenek ve kültürleriyle birbirlerini yansıtan, devam edegelen bir kültür birikimidir diyebiliriz.

Yorum Yok

Yorum Yaz