KÜRŞAD ve KIRK YİĞİDİ

KÜRŞAD ve KIRK YİĞİDİ

O gün gelip çatmıştı,
Orta Asya’dan Çin sarayına,
Sert bir fırtına kopmuştu
At üstünde kırk eriyle,
Bir yiğit kaşlarını çatmıştı,
Ortası yoktu bu halin,
Dedi: “Ya istiklal ya ölüm”
Bu sözü ilke edindi milletim,
Ne zaman dara düşse,
Bağımsızlık için haykırdı atalarım,
O gece sabaha değin,
Kelle alıp durdular,
Sürü gibilerdi âdeta,
Bitmek bilmedi Çinliler,
Bir yandan gün ağarıyor,
Bir yandan yiğitler,
Bir bir toprağa düşüyor,
Kırk çeriden sadece,
On cengaver kahraman,
Ve Yiğit Kürşad kalmıştı,
Gecenin sonunda maalesef,
Birkaç yara almıştı,
Kara yağız heybetli atı,
Onu aldı götürdü,
Hedefi Ötüken’e varmaktı,
Fakat ne çare ki,
O gece sabaha kadar,
Bardaktan boşanırcasına,
Gökten yağmur inmişti,
Sel umutlarıyla beraber,
Köprüleri de götürdü,
Gün ağarana dek savaşa savaşa,
Can verdiler oracıkta,
Fakat ne fevkalededir ki,
Kürşad attan düşmemişti,
Atsız Bey’in dediği gibi,
Kürşad ölmüş, fakat yenilmemişti!
O meydanda dudaklarda son bir söz:
“Gök girsin kızıl çıksın,
Gök Tanrı sen tanıksın…”


Yorum Yok

Yorum Yaz