KENDİ IŞIĞINI YAK

KENDİ IŞIĞINI YAK

Aydınlatan şeyler var hayatımızı. Mesela bir kuşun cik cik ötüşü, bir leyleğin kanat çırpışı, renklerin dizaynlı bir şekilde hayatımıza dağılışı… En karanlık günde bile yaraya ışık tutup iyileştirmeye çalışan, hayatımızı aydınlatan mucizeler var. Bunlar görmekle galip gelen küçük dokunuşlar. Beklemekle hasıl olmazlar.
  
    Bazen de aydınlanmak için harekete geçmek gerekir. Görmek, keşfetmek, sevmek, koşmak, vazgeçmek… Güneşi görmek, ulaşabilmek için keşfetmek,  yakından görmeyi istemek için sevmek, yakından görmek için koşmak ve yakmaması için vazgeçmek…

    “Güneş’i gördüm” dersiniz. Gördüm, yaklaştım, yandım ve size anlatabilmek için vazgeçtim O’ndan. İnsan ne kadar kazanmak ise hayatta o kadar vazgeçmektir çünkü. İnsan ne kadar tutunmak ister ise hayatta bir o kadar düşürmek ister. Hayat insanlarla ilgilenirken insanlar olgularla ilgilenir. Olguları hayat oluşturur, insanlarda inanır.

    Hayata yenilmemek  ve yanlış olgularına  inanmamak için en karanlık anda bile yüreğimiz de mum yakarız. Aydınlandığımıza inanırız bu şekilde. Biz buna mum derken hayat ise ümit der…Yakılan her mum, her ümit hayata karşı bir direniştir. İnsanoğlu der ki; “Direniyorum.” Hayat da der ki; “Zaten direnmen için bu kapıyı sana ben açık bırakıyorum.”
 
     Yani kendimizi ne ile aydınlatacağımıza hayat karar verirken, aydınlatıp aydınlatmayacağımıza da biz karar veririz. Hayatla olan bu aydınlanma savaşımız da birimiz kazanırken birimiz kaybederiz. 1+1= birimiz için 0, birimiz için 2’dir. Aydınlanamayan bir başkasının kendini aydınlatması için heba yani “0” olur. Aydınlanan kaybedenden aldığı 1 ile 2’ye dönüşür…

       Size verilenlere şikayet etmek yerine onlarla kendinizi aydınlatın. Hayat size karşı çıkamamaya başladığı zaman bir başkasının hayatını aydınlatan ışıklara dönüşeceksiniz. “Pes etmek için bir kez daha düşünün.”

Yorum Yok

Yorum Yaz