Kaçınmak Yerine Başlamak

Kaçınmak Yerine Başlamak

     Birçoğumuz yeni şeyler üretmekten, çalışmaktan, farklı aktivitelere yönelmekten veya bir sorumluluk almaktan kaçınıyoruz. Çünkü hayatımızın alışılagelmiş belli bir düzende ilerlemesi bizim için çok daha kolay. Yeni şeyler, farklılıklar bizleri içinde bulunduğumuz alandan -hatta bu konfor alanı olarak bilinir- çıkaracağı, hayatımızda değişikliklere yol açacağı için onları denemeye kalkmayız bile. İlk defa yapacağınız bir işi düşünün veya mesleğe başladığınız ilk gün ya da müzik aleti öğrenmeyi denediğiniz ilk anlar… Örnekler çoğaltılabilir. İşte bu anlarda, günlük hayatımızın işleyişinde ilerleyen şeyler olmadığı veya bunları ilk defa deneyimleyeceğimiz için rahat olamayız belki de tedirgin oluruz vs.  Bir de şöyle düşünün; 10 yıldır çalıştığınız işe bugün de gidiyorsunuz, zaten çalabildiğiniz gitarı bugün de çalıyorsunuz… Bunlar hayatınızın işleyen alanında bulunduğu için sizde rahatsızlık, tedirginlik yaratmıyor -tabii nadiren bunu bozacak farklı nedenler olmadığı sürece-. Ve üçüncü aşama düşünme olarak; şu an yıllardır yaptığınız şeyin de ilki vardı ve konfor alanınızdan çıkıp o işi ya da her ne ise onu yaptınız ve zamanla hayatınızın parçası oldu.
      Yeni ve farklı bir durumla karşılaştığımızda hemen önyargılarımızı harekete geçirip olumsuz düşünmemeliyiz. Fakat bunu sadece yeni durumlar için de düşünmemek gerek. Mesela birçok öğrencinin korkulu rüyası, katlanmak istemediği şey olan ‘ders çalışmak’.  Oturmak, gezmek, internette vakit geçirmek, eğlenmek varken çalışmak zorunda olma düşüncesi zor gelir birçoğuna veya birçoğumuza da diyebilirim. O eğlenceli, çaba gerektirmeyen, zahmetsiz alandan çıkmayı istemeyiz. Hatta çıkıp yürümek, açıp kitap okumak yerine monoton bir şekilde oturup telefonla, tabletle vs. uğraşmak daha kolay ve iyi(!) gelir.
       Oysa amaçları, hayalleri hedefleri doğrultusunda yaşayan insanlar bu dünyada iz bırakabilmek, başarmak için bir şeyler yapmak gerektiğini bilip o şekilde hareket ederler. Konu hedeflere, amaçlara nasıl geldi diyebilirsiniz.  Fakat etrafınızdaki girişimci, amaçlı insanlara baktığınızda tembellikten, tek düze hayattan, her günü aynı olmaktan kopuk kimseler olduğunu göreceksiniz. Onlar bahsettiğimiz alandan çıkmış, ilk adımı atıp sürdürmeyi başarmış veya başarma yolunda ilerlemekte olan kimselerdir.  Amaçsız, hayalsiz insan günlük aktivitelerinin olduğu kolay gelen alandan çıkmaz veya çıkmaya tenezzül bile etmez. 
      İşi, içinde bulunulan durumu gözümüzde büyüttüğümüz için de bu gibi şeylerden kaçınmaktayız. Oysa bir başlasak, bir denesek o duruma zaten uyum sağlayacağız. Evet bazı şeyler denememekten dolayı başlamıyor veya olmuyor. Denemeyen insan hiçbir şey kazanmazken deneyen insan başarılı olsa da olmasa da kazanıyor. Çünkü sonucunda deneme-yanılma ya da deneme-başarma var. Fakat her şeyin başlama noktası var, kimse alıştığı durumun içine hemencecik yerleşmiyor. Adım atıyor ve olmazsa bir daha atıyor ya da adım attıkça güçlendiriyor.
      Artık yapmaktan, başlamaktan kaçındığınız şeyleri bir deneme yaparak başlayabilirsiniz. Sadece başlayın ve inanın, belki de çabucak adapte olacaksınız, bilemezsiniz. Ya da yapmadığınıza pişman olacaksınız, belki boşa geçen zamana -tabii boşa geçirenler için- pişman olacaksınız, bilemezsiniz…

7

Yorum Yok

Yorum Yaz