Kaç Kişiyiz?

Kaç Kişiyiz?

Kararsızlıklardan ömrüme kalan, sonsuza vurgun, can hıraş bir kaçış benimki. Yüz dökmelere gerek yokmuş gibi. Dolaylı anlatımın girdabından yazarken bir edebiyatçı kalemi olduğumdan habersiz, anlamları çıkarmanı temenni ederim. Sonu yokluk aleminde bir son buluş. Gitmelere sevdalanmışların yola revan olmuşluğu gibi. Gelmelerim cılız bir mum ipiltisiyken fırsatlar yoksun kalmış varlık aleminde. Bu fikirden hareketle koca bir ansızlıkla şimdilerime fakirim. Bazen umudun el çektiği kişiyi yazarken buluyorum ya kendimi. Acıdan zevk alan birinin bıçağın kemiğe dayandığı yerden fısıltılar duyması sanki. Hangimizin içinden bu fısıltılar gelmedi ki? Konum bıçağın kemiğe dayandığı yer çünkü. Hani buradaki benlere itaftır. Kırmızı ve siyah kadar kendini belli edenleriz biraz. Duygusal yoğunluğun anlatılacağı anlarda olmalı. Hani sana sen katan tüm alemlerin anlatıldığı yerde bendeki beyaz sayfa, sendeki zihni sayfa. İşte burada el verdiği kadar, gönlün duyduğu kadar ama edebiyle edebiyat aleminin sana ulaştığı kadar anlatılır. Hissi sebeplerden yola çıkmışken; saman saplarından bir demet gibi savrulurken sen bir uğur var diyebil diye, yazılar sayfalara döküldü. Farkında olup olamayacağın tüm senli cümlelere ulaşmaya kadir olsun burda yazılanlar. Belki bendeki yarım kalanları sen tamamlayıp, sana uğultu veren yanlarına yeni fısıltılar katarsın. Galibiyet almadan önceki tüm anlarda içinde kaç kişi barındığına bir göz gezdirirken sen, buluştum ben bendeki benlerle.

4

Yorum Yok

Yorum Yaz