İkame Dinler

İkame Dinler

Dünya üzerinde bir çok din ve bu dinin muhatabı olduğu söylenen Tanrılar vardır. Bu Tanrı motifi kimi zaman bir heykelde olabildiği gibi kimi zaman da bir hayvan veya insan vücudunda tasvir edilir. Tanrı’nın bu alemde olmadığı onun doğaüstü olduğunu ve her şeye gücü yetebildiğini öngören, Tanrı’nın tek olduğunu söyleyen ve insan yaşamını Adem’den baz alarak öne süren dini görüşe Semavi Dinler denir. Bunlar sırası ile Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam’dır. İslam’dan önce oluşan dinlerdeki tasnif ve yok edilen Tanrı emirleri ile bu dinlerin hükmünün yok olduğu ve tek gerçek dinin Müslümanlık olduğunu söyler İslam dini. Bu üç din açısından baz alırsak ortak olan yönlerin çok olduğunu görmek mümkündür çünkü temel aynıdır daha sonradan ortaya çıkan yorumcuların farklı kelamları dinlerde büyük bir kargaşa ve boşluk oluşturmuştur. Sadece Hristiyanlık ve Yahudilikte bile değil, İslamda da bu yorumculuk işi Ümmet-i Muhammed’i bölmüş ve bazen aşırı uçlara kaçan mezheplerin doğmasına yol açmıştır.
Dinlerdeki bu bölünmenin esas nedenini güç temelli olduğu görüşündeyim. Hilafet, Papa sancağı, Tarikat hocalığı, Cemaatler, bir yerden sonra sadece eldeki gücü nasıl büyütebilirim edası ile dini kullanmayı, bir amaçtan çıkartıp onu araç olarak görmeyi ve bunun getirdiği zenginlik ile hükmetmeye doğru bir serüven oluyor. Tarihteki en bariz örneği sömürgecilik faaliyetleridir. Kenya’nın kurucu Devlet başkanı bu olayı şu sözlerle açıklamıştır: “Misyonerler Afrika’ya geldiğinde bizim topraklarımız onların İncilleri vardı. Dua edelim dediler. Gözlerimizi kapattık. Açtığımızda, bizim incilimiz, onların toprakları vardı.” Görüldüğü gibi güç için toprak için para ve zenginlik için kendi kutsalını veya kutsal sayılan dinlerini acımasızca, pervasızca ve bir zorba gibi dayatırcasına kullanmıştır. Din bir bütündür, kul ile Tanrı arasında. İnanlar için bir ışık, bir kalkan, bazen de bir silahtır. Ama bunun seyri mazluma değil zalime karşıdır, böyle emredilmiştir. Verilen öğütler ve ikazlar her zaman mütevazi olmayı, bu dünyanın geçici olduğunu göstermeyi hedeflese de kendilerini Tanrı’nın dünyadaki gölgesi veya temsilci olduğunu ileri süren kişilerin bu kitleleri yine bu hedefler aracında ilerletip, onları bağnazca ve sıkıca tutan sözde kendi ulvi kelamları ile amaçtan saptırıp, yıkım ve ölüm saçan bir dogmatik timsale dönüşmesini sağlayan yegane etken dinin değil onun yorumcularının sorgulanamaması olayıdır.
Semavi dinler sömürgecilik emretmez. Sömürgecilik emrini, dolaylı dolaysız yorumcular, yani kendilerine alim diyen sözde kişiler eder. Yüzyıllar önce nasıl aynıysa bugün de hala aynı halde bu düzen devam ediyor. Çünkü hala masum olan hala kandırılmaya meyilli insan ve esasen sorgulamayan insan o kadar çok ki. Tek tesellileri Tanrı olan ve kendini dine adamış uhrevi beyinleri, dünyevi; şeytani kisvelerle kandırmaya ve onları ölüm havuzlarına itmeye devam edecek olan sözde alimlerin sonu yine kendini dine veren ama onun sahte ve kasıtlı yorumcularından uzak tutan dindar insanların elinden olacaktır. Bunun olması için gerekli olan tek şey inandığı dini gerçekten bilmek, bunun içinde, DÜŞÜNMEK VE SORGULAMAK eylemlerini gerçekleştirmek için çaba sarf etmesi gerekecektir ve bu şekilde, sonunda ikame dinleri yok edip Tanrının emirlerini (dinini) yeryüzünde egemen kılabilecektir.

Yorum Yok

Yorum Yaz