Hikayelerin İzinde Şaman Demirci ve Kadın

Hikayelerin İzinde Şaman Demirci ve Kadın

Türklerin ataları muhtemelen demir çağının başlarında anaerkil aile yapısından ataerkilliğe geçiş yapmaya başlamıştır. Her kadın kendi ocağının bekçisi, koruyucusu ve şifacısıdır. Zamanla bu şifacılık, koruyuculuk kamlık kurumunu doğurmuş olabilir. Bu durumda ilk şamanlar kadındır. Bu gün bile Anadolu’da alternatif tıpta kullanılan halk ilaçlarına kocakarı ilacı, ya da hurafelere kocakarı inancı diyoruz.

Herodot’un aktardığına göre İskit dini inancında ocak ruhu Tabiti dişil bir ruhtur. Ocak her zaman kadınla ilişkilendirilir. Sibirya mitolojilerinde Şamanlığın tanrı tarafından gönderilmiş bir kartal aracılığı ile insanlara öğretildiğine inanılmış; Kartal, Dünya’ya kendi sureti ile iner ama dil bilmemekte ve insana benzememektedir. Yeniden Tanrı’nın yanına döner ve bu kez dil öğrenerek bir insan suretinde geri gelir. Burada bir kadınla evlenip bir kız çocuğu dünyaya getirir. İşte bu kız dünyanın ilk şamanıdır. Türk şamanizminde özellikle koruyucu ruhlar dişi iken (Umay/Ayısıtlar,Kübey Katun, Orman,Dağ iyeleri) Azap verici ve cezalandırıcı ruhlar erkek olarak tasavvur edilmiştir. Doğada her şeyin içerisinde bir ruhu olduğuna inanılır bu ruhlara ”sahip” anlamına gelen iye yani anne denilir.

Demirin icadı kamlık kurumunda büyük bir devrim gerçekleştirmiş olmalı. Demirci ustası demir ile aletler yaptığında ilkel şartlardaki insanlar onun bir sihirbaz olduğuna hükmetmiş olabilirler ve muhtemelen bu da demirciyi şaman ile yani kadın ile aynı statüye getirmiş, hatta belki şamanın da ötesine geçerek Kudai Baksı adlı tanrının şahsında tanrılaştırmıştır. Bu yüzden ”Demirci ile kam bir ocaktan çıkmadır” şeklinde bir inanç gelişmiştir. ”Usta” kelimesi demirciyi ifade ederdi. Etimolojik olarak değerlendirecek olursak ”Us” yani akıl kökünden gelmektedir. Demirci akıllıdır, teknolojiyi getiren adamdır, kemik üzengi yerine demir olanı, kemik ok ucu yerine demir temreni takan kişidir. Muhtemelen ilk demircilerin örse vurduğu çekiç bu günümüzü şekillendirdi.

Şamanlık konusuna dönecek olursak ilk şamanların kadın olduğunu söylemiştik, demirin işlenmeye başlaması ve demircinin ortaya çıkması ile bu kez erkek şamanlar da görülmeye başladı tam tersi istikamette değişen roller az da olsa kadın demircileri yarattı. Bu yüzden bir çok şaman aynı zamanda demircidir de. Demircinin aklına bir örnek daha verecek olursak Efsaneye göre Türkleri Ergenekon’dan çıkaran da bir demirciydi. Tüm bunlara rağmen yine de kadın şamanların daha güçlü olduğuna inanılmış, ruhların kadın şamanlara daha fazla teveccüh göstereceğine inanılmıştır. Durum böyle olunca erkek şamanlar kadın kılığına girerek ayin yapmışlar hatta bazıları kadınlaşmıştır (Travestizm) Türk kültüründe eşcinsel ilişki kabul görmemiş fakat bu erkekten dönme kamlara büyük saygı duyulmuştur. Bunların bazıları yalnızca ayin sırasında kadın giysileri giyerken bir kısmı tamamen kadınlaşırlar fakat bu onların isteği ile değil, ruhların zorlaması ile yapılmaktadır. Bu şamanların bir süre sonra sesleri incelir, toplum içerisinde kadın olarak algılanırlar ve hatta özellikle Moğol şamanizminde erkeklerle evlenebilirler. Yine Herodot’un aktardığına göre İskitlerde de enerei denilen erkekten dönme din adamları (kamları din adamı sanıyor) bulunurdu.

Metal işlemenin öğrenilmesi ile kemik ve tahtadan yapılan eşyalar yerlerini yavaş yavaş metale bırakmış olmalı. Sibirya kamları yanlarında demirden dövülüp özenle parlatılmış aynalar taşır ve bunun vasıtası ile ruhlarla irtibata geçtiklerine, ya da geleceği görebildiklerine inanırlarmış. Pamuk prenses masalındaki cadının aynaya bakıp ”Ayna ayna! Söyle bana” demesi boşuna değil. (Belki sihirli kristal küre de buradan yola çıkılarak uydurulmuştu.)

Türk mitolojisindeki Dokuz dallı ulu kayın ağacı motifinin bir benzerini İskandinav mitolojisinde Yggdrasil adı ile görebiliriz. İkisini de axis mundi yani hayat ağacıdır. Kayın ağacının dokuz dalının oluşu gibi Yggdrasil’in de üzerinde dokuz diyar bulunur.Bu benzerliklerden kesin hükümler çıkarıp ”Odin Türk’tür” diyemeyiz. İskandinav mitolojisi ile Türk mitolojisinin bir çok ortak yönünü yakalayabiliriz fakat, bu kültür etkileşiminden, soy birliğinden ya da insan bilinçaltının benzer şekilde çalışmasından kaynaklanıyor olabilir.

İnsanlığın kolektif bilinç altı dünyanın başka köşelerinde birbirine ikiz kardeş gibi benzeyen hikayeler doğurur. Bir Kazak masalının Grimm kardeşlerin Alman köylerinde derlediği masallardan biri ile aynı olduğunu görmüştüm, sonradan o hikayenin biraz daha aksiyonlu halinin Özbekistan’da da anlatıldığını öğrendim. Hikayelerin izini sürmek, arka planında ne olduğunu anlamak büyülü diyarlara açılan kapılardan geçmek gibidir. Mesela çok yedikleri için babaları tarafından terk edilen tombul kızların hikayesi vardı. Muhtemelen kıtlık zamanı çocuklar az yemeye alışsın diye yoksul annelerin zihninin derinliklerinden çıkmıştır. Oradaki kızlar yere tarak, iğne vs eşyalar atarak sihirli bir şekilde kurtuluyorlardı, bu bir Türk masalıydı ama dünyanın bir çok yerinde yere bu tarz eşyalar atarak cadıdan kurtulan çocukların hikayesi anlatılır.

Bu hikayede cadıdan kurtulmaya yarayan eşyaların hepsi metalden imal edilmişti. Metal Ayna gibi sihirli bir şeyi de ancak doğaüstü güçleri olan bir demirci yapabilir. İkinci eşya taraktı o da birçok yerde bulunduğu üzere yalnız kemikten değil metalden de yapılırdı, bir sonraki alet olan masat yine demirdendir. Tam olarak ne zaman demir iğneler kullanılmaya başlandı bilmiyorum ama ben eski çağlarda yaşayan bir demirci olsaydım aklıma ilk gelen şeylerden biri demirden bir iğne yapmak olurdu. Bu demirden eşyalar cadıdan kurtulmanın tek yoluydu hikayelerde. Bu detay demircinin çıkışı ile ataerkil sisteme geçişi simgeliyor olabilir. Şaman, otacı, şifacı, kabile reisi olan kadın ataerkil sisteme geçişle birlikte cadı olarak görülmüş ve ondan demircinin eşyaları ile kurtulma masalı uydurulmuş olabilir. Olabilir diyorum çünkü her ne kadar mantıksal olarak birbirine bağlasam da delil ortaya koyabileceğim bir şey değil. Sif’in Altın saçlarını ve Thor’un çekicini birkaç sihirli nesne ile birlikte yapanların demirci cüceler olduğunu yazmayı az daha unutuyordum, onu da ekleyeyim de bari taşlar biraz daha yerine otursun.

Yorum Yok

Yorum Yaz