Hasret Kaldık

Hasret Kaldık

Bugünün el verdiği her ana sığdırmak isterim ya yangılı insanları… Yangılı insanları evet, hani şu sıcacık, ne verirse gönülden veren insanları. İşte bu anlardan kalır sonsuzluk demeti ellerde. Kokusuna vurulursun, gölgesine sığınırsın ama illa da ona alışır, onu istersin. Yokluğuna, garibanlığına, esaretine, sıradanlığına rağmen gözü pek olanı istersin. Gaipten değil ya istemen. Senin özlemine sığdırdığın, yüreğinin istediği mekan bu gönüller. Böyle yola çıktın mı hiç? Hasret kalıp ellerine sığdırdın mı gönüldeki duanı…

Yegâne servetin bu gönlündeki ateşin. Kalbine söylettiğin söz dualarına işlesin, bak ne kadar çok andığın şey varsa yaşamına konmuş. Hasretim bu güzellikleri anmaya, hasretim bu hissiyatı duymaya, hasretim ayrı kalmama sebep olan problemleri çözmeye. Parçalanmış özlerden bana bir bütün ol. Bu bütün sana gelmelerime sebep olsun ey hasret kaldığım yangılı insan… Hanidir vurdumduymaz bir çağa dem vurup durduk. Çağ mı aldı insanca yaşamlarımızı elimizden, yoksa biz mi teslim ettik ne verirsek gönülden verdiğimiz insanlığımızı? Özlemimize değecek zamanlar geçti mi? Hep geçmişi anar olduk bundan mı? Sığınacak bir kapı olan samimiyet kutsallığını yitirdi mi?

Güvensizliklerimize ortak ettik mi biz de doğal olan ne varsa? Canına can olunan, ömrüne sonsuzluk bahşedilen insan, birlikte olduğun her an yaşamına yaşanmışlık vermiş ne güzel… Olmasın gönüller ayrı, kanmasın kalp güvensizlik girdabına, akletmesin aklın kötüyü. Çağır fırsatın varken hasretine yandığın ne varsa. Hasret kalmayalım yegâne amacımıza. Bel bağladık zira bu yola… Gelmelerimiz arttı. Vedalar gönüllere girenlere değil kaybettiklerimize.

9

Yorum Yok

Yorum Yaz