GENÇ YETİŞKİNLİK ve TOPLUMSAL BEKLENTİLER

GENÇ YETİŞKİNLİK ve TOPLUMSAL BEKLENTİLER

GENÇ YETİŞKİNLİK ve TOPLUMSAL BEKLENTİLER

İnsanın doğumundan ölümüne kadar süregelen bazı dönemler vardır. Bu dönemlere gelişimsel dönemler denir. Bebeklik, çocukluk, ergenlik, genç yetişkinlik, yetişkinlik ve yaşlılık gelişimsel dönemler olarak sıralanabilir. Birey fizyolojik olarak ergenlik dönemini tamamlayıp yetişkinlik çağına gelse de toplumda yer aldığı konum ve toplumsal roller itibarıyla yetişkinlik dönemine geçemeyebilir. Özellikle sanayileşmiş ülkelerde artan eğitim süresi, üniversite eğitimi alan nüfusun artışı, ekonomik koşulların iyileşmesi, evlenme ve çocuk sahibi olma yaşının yükselmesi ile beraber gençlerin yetişkin bir birey haline gelme süreleri de uzamış ve artık ergenlikten genç yetişkinliğe geçiş yaşı uzamıştır (Atak ve arkadaşları, 2016). Toplum bireyden askere gitme, aile kurma, iş bulma gibi yetişkinliğe geçiş kriterlerini karşılamasını ister ve beklentiye girer. Bireyin davranışları toplumun beklentilerine göre şekillenir. Örneğin 24 yaşında bir genç fizyolojik olarak ergenlik döneminde değildir. Dönem kaybı olmadıysa üniversiteyi de yeni bitirmiştir; fakat daha askere gitmemiş ve iş bulamadıysa bu birey toplum tarafından yetişkinliğe adım atmış sayılmaz. Fiziksel olarak yetişkin gibi görünse de yetişkinlikten beklenen gelişimsel görevleri yerine getirmemiştir. Psikolojik olarak kendini yetişkin gibi hissetmez; ama ergen de değildir. Ergenlikle yetişkinlik arasında bir yerdedir. Bu arada kalmışlık durumunu ve ergenlikten yetişkinliğe geçiş yaşının uzamasını Arnett “beliren yetişkinlik” kavramıyla açıklamaktadır. Arnett, beliren yetişkinlik dönemini (18-30 yaş) ergenlik ile yetişkinlik dönemi arasında olan, bu iki dönemi birbirine bağlayan ve bireylerin farklı kazanımlar elde ettiği bir gelişim dönemi olarak tanımlanmaktadır. Bu dönemdeki bireyler kendilerini ergenlikle yetişkinlik arasında bir yerde hissetmektedir (Atak ve arkadaşları, 2016). Beliren yetişkinlik dönemi bireyin kimlik arayışının yoğun olduğu bir dönemdir. Genç yetişkinlerin toplum tarafından yerine getirilmesi beklenen bazı gelişimsel görevler vardır: Yetişkinliğin ölçütünü gelişimsel görevler belirler. Bu görevler şu şekilde (Atak ve arkadaşları, 2016) sıralanabilir:

-Eş seçimi,

-Eşle birlikte yaşamayı öğrenme,

-Aile kurma,

-Çocuk yetiştirme,

-Ev İşlerini yürütme,

-İşe girme ve kariyer,

-Vatandaşlık sorumluluklarını üstlenme,

-Uygun bir toplumsal gruba katılma.

Yetişkinliğe geçişte; bireyin topluma adapte olma, toplumun kurallarına ve beklentilerine uyum sağlama süreçlerinin yani toplumsallaşmanın önemi büyüktür.  Toplumsallaşmada dar ve geniş toplumsallaşma olmak üzere iki çeşitten söz edilebilir. Geniş toplumsallaşma; bireylere birçok seçeneğin sunulduğu, cesaret verildiği, kuralların esnek olduğu, sorumlulukların ve cezaların az olduğu ABD, Kanada ve Avrupa’nın büyük bölümündeki ülkelerde görülür. Dar toplumsallaşma ise beklenti ve sorumlulukların net olduğu,  toplumdan sapmaların toplum tarafından cezalandırıldığı, bireysel farklılıkların sergilenmesine olanak tanınmadığı sanayileşmemiş toplumlarda görülür. Türkiye’de modern ve geleneksel yaşam biçimlerinin bir arada yaşandığı düşünüldüğünde dar ve geniş toplumsallaşma arasında bir durumun olduğunu söylemek mümkündür. Toplumsallaşma biçimlerine göre yetişkinlikten beklenen görevler ve yetişkinliğe geçiş yaşı toplumdan topluma değişiklik gösterebilir. Bu bağlamda beliren yetişkinliğin (Atak ve arkadaşları, 2016); Arjantin’de ortalama 25–27 yaşlar arasında, İsrail’de 20–24 yaş arasında, ABD’de 18–25 yaş arasında yaşandığı kaydedilmektedir. Türkiye’de beliren yetişkinlik dönemi hem kadınlarda hem erkeklerde ortalama 19–26 yaş arasında yaşanmaktadır. Örneğin Amerika vb. toplumlarda 18 yaşını geçen bireyin evden ayrılıp kendi ayakları üstünde durması beklenir. Türkiye’de ise durum daha farklıdır. Belirli bir yaşa gelene kadar hatta daha ileri dönemlere kadar ailenin desteği gençlerin üzerindedir. Değişen ve gelişen dünya düzeni sonucunda yetişkinlikten beklenen gelişimsel görevleri yerine getirmek kolay olmayabilir. Bireyin beklentileri toplumun beklentileriyle uyuşmayabilir. Bu durum bireyde baskı yaratır ve bunalım yaşamasına neden olur. Örneğin üniversite mezunu olan gençler, günümüzün ekonomik ve sosyal koşullarında işsiz kalabilmekte, işe girme ve kariyer yapma olanağına erişememektedir. Ekonomik kazançtan yoksun olan gençler dolayısıyla eş seçimi ve aile kurmak için uygun koşullara sahip olamamaktadır. Eğitim süresinin giderek uzaması da gençlerin aile kurma ve çocuk yetiştirme gibi rolleri etelemesine neden olur. Bu noktada toplumun beklentileri devreye girer. “Evde kaldın, kaç yaşına geldin daha iş bulamadın ve evlenemedin” gibi yaftalamalarla birey üzerinde baskı yaratılır. Daha çok dar toplumlarda görülen bu baskı bireyin psikolojisini olumsuz etkiler. Toplumdan genel geçer olan davranıştan sapma gösteren birey toplum tarafından yadırganır. Buna göre, kendi sorumluluğunu almak, bağımsız kararlar verebilmek ve ekonomik olarak bağımsız olmak üzere üç ölçüt yetişkinlik için en önemli ölçütlerdir (Atak ve arkadaşları, 2016).

Yetişkinlerin toplumsal yapı içerisinde önemli rolleri vardır. Bundan dolayı biyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan sağlıklı genç yetişkinlere ihtiyaç vardır. Genç yetişkinliğin kendi içerisinde gelişimsel görevleri olan ve farklı süreçleri içeren gelişimsel bir dönem olduğu kabul edilmelidir. Genç yetişkinlerin toplumsal yaşama adapte olmak için ergenlikten daha farklı ve yeni gelişimsel görevleri yerine getirdiğinin farkında olunmalı ve onların üzerinde baskı oluşturmadan destekleyici tavır takınılmalıdır. Genç yetişkinliğin fiziksel ve bilişsel becerilerin üst düzeyde olduğu ve birçok şeyin başarılabileceği bir dönem olduğu unutulmamalıdır.

“20 YAŞINDA BİR İNSAN DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK İSTER. 70 YAŞINA GELİNCE YİNE DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK İSTER, AMA YAPAMAYACAĞINI BİLİR“

                                   CLARANCE DARROW

KAYNAKÇA

Atak, H., Tatlı C., Çokomay, C., Büyükpabuşçu, H., Çok, F. (2016). ”Yetişkinliğe Geçiş: “Türkiye’de Demografik Ölçütler Bağlamında Kuramsal Bir Gözden Geçirme”. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar Sayı:8(3)

Yorum Yok

Yorum Yaz