Ey Çocuk

Ey Çocuk

Selam cümlesi ile başlamak tatmadığın şekeri algılamaya çalışmak gibi olurdu. Sana tadını bilmediğin bir ‘Merhabalık’ bırakmıyorum. Seni içimdeki bir çocuk gibi büyütüyorum. O çocuğun sesi esmer, yüzü silik, kalbi evrenin tüm renklerini barındırıyor. Çocuk ağlıyor, içim tüm dünyaya köhneleşiyor. Çocuk susuyor, gönderdiği mektubun cevabını alamayan yar gibi sessizlik çöküyor içime. Çocuk oyuncaklarını etrafına saçıyor, ruhum organlarını tek tek söküp bir köprüden aşağıya atıyor. Çocuk ‘anne’ diye sesleniyor. Yer ile gök arasındaki ezilen kızıllığa bırakıyor nefesimi bedenim.
İçimdeki çocuk bu kışı geçirebildin mi? Kuru odunlar dökemedim sığınağına. Tüm yağmuru yemişçesine ağır olan o parçaları getirmek kolay değildi. Gökten çamur yağsa ancak bu kadar ilerleyemez olurdu ayaklarım. Neden bu denli ıslağım, yağmur ruhumu ıslatmış. Sinem içimdeki hengâmesini yağmura asla teslim etmiyor. Belki de içimdeki çocuğun inatçı tavrı yer çekimine meydan okuyordur. Odunlar yaş, soba küllerle dolu, tıkanan bir baca hırıl hırıl inliyor. Hasta bekliyor sabahını. Sabah senin bildiğin sabah değil. Tan yeli ağartmıyor, karanlığı doğuruyor bu öksüz şehre. Şehir ayaklarım ve yer arasındaki o ince yerde sanırsın. Kalksam medeniyet karanlığını atacak üstünden, bir kalkabilsem yeni bir şehir doğuracağım. Şehir de karanlık yok, aydınlık yok. Öyle bir şehir ki çocukların neşe sesleriyle, kahkahalar atan sokakları şıkır şıkır. Çocukların parmaklarıyla salıncak çizdiği, ayak izleriyle binalar kurduğu bir şehir. Koskoca elleri olan, ellerinden ağaçlar fışkıran bir şehir.
Lakin ben kalkamıyorum. Şimdi şehir ayak tabanımın yanı başında. Çamur yerin yedi kat altından çekiyor insanlığı yanına. Direniyorum, hırçın yağan yağmurda. Çocuk korkuyor musun bundan? Kanın damarlarından çekiliyor mu insansızlığa doğru? Bacanın hırıltısı ürkütmesin seni, bir sarsar sonra geçer, hissediyor kalbim. Elbet dinecek yağmur, toprak kuruyacak, odunlar alev almaya başlayacak. Beklenilen olduğunda kış bırakır mı insanlığa yerini? İçimdeki çocuk eline kalemi alıp yüzünü çizer mi? Kalbinin renklerini diğer çocuklara gösterir mi?
Ey çocuk, sıra sende. Hemhal olmuşuz aynı pencerenin bir köşesinde.
Anlat, biraz sende.

3

Yorum Yok

Yorum Yaz