Dokundun mu?

Dokundun mu?

Yaş almış ömür. İlelebet muhakemelerin eşiğindesin ve yorgunmuş gibi gördüğün zamanlara has bakışların yerleri göğüslemiş. Gıybet etmiş için, içine düşenlere. Har olmuşsun, göz pınarlarından akmışsın. Yakın göründü mü diye sor düşlere? Düşlere yakın gitmek için. Kayıp akan zamana umudunu bağlamışsın. Dokundu mu geçen zaman sana? Anıların avuçladı mı sıcak kumları. Hanidir göğüs germelerin perişane? “İçin, içinden gidenlerle yorgunken sen neyi düşledin, umdun, yaşadım?” dedin. Oysa dokunmalıydın, cesaretini kamçılayan anlara, kulak vermeliydin. Salıncakla yeni tanışan bir çocuğun gözleri gibi bakmalıydı göz bebeklerin. Gözlere has değil mi gönülden sevmeler? Sakinsin, temkinlisin. Senden ala zaman yamyamcısı olmaz dedittirdin. Bir parça umuda kaldı, zamanın gülümsemelerimizde birikme şansı. Umudun olmasa sana kalacak bir hoyrat çırpınış. Miskinlik tekkesi gibi ömrün bir dilenciyi mi ağırlasın? Kanatların hızına hız katsın umudun bayraktarlığında. Dokunmaktan çekinme, yaşamdan umudunu koruyan her varlığa. Sana aldanışın hanesinden yazıyorum desem. Sen aldanır mısın yine de zamanın hızına?

6

Yorum Yok

Yorum Yaz