DEPREM SADECE DOĞAL AFET MİDİR?

DEPREM SADECE DOĞAL AFET MİDİR?

Yaşadığımız çağ gereği teknoloji her daim hayatımızın içinde. Hepimizin cebinde bir telefon, evinde ise en az bir tane televizyon var. Şu son zamanlarda sosyal medyada veya ana haberlerde görebileceğimiz tek haber neredeyse deprem. Konuşulan konularda buna bağlı olarak depremle ilgili. Gelin ilk önce deprem nedir ona bakalım.
Deprem; yer kabuğunda beklenmedik bir anda ortaya çıkan enerji sonucunda meydana gelen sismik dalgalanmalar ve bu dalgaların yeryüzünü sarsması sonucu oluşan bir DOĞAL AFET’ tir.
Sevgili okuyucular, yukarıdaki cümlede anlayabileceğimiz genel yargı “Deprem bir doğal afettir.” cümlesidir. Peki deprem sadece bir doğal afet midir? Her şeyden önce bu soruyu sormamız gerekli kendimize. Mesela, sosyal medya hesaplarımızdan paylaşarak birkaç cümle ile geçiştirdiğimiz, şu son zamanlarda hepimizin ortak yarası olan 6.8 büyüklüğündeki Elazığ depremi… Bu konu hakkında paylaşım yapmadan önce vicdanlarımıza sormamız gerekir bu soruyu. Elazığ depremi sadece bir doğal afet midir?
Bilhassa bu konuda televizyonlarda bazı siyasi şahsiyetler: “Depremi durdurma şansınız var mı?” cevabını veriyorlar. Gayet tabi bu cevapta ikinci bir zelzele etkisi yaratıyor zihinlerimizde. Evet, deprem durdurulamaz ama bu depreme önceden tedbir alınmayacağı anlamına gelmiyor. Bakın sevgili okuyucular, ÖNCEDEN diyorum.

Hayatta kalmaları için, 2,5 yaşındaki Yüsra ile annesini koruyan ve bunun sonucunda yaşamını yitiren CESUR BABA’ nın ailesine kalkan olmasından önce. Azize Çelik’ in beş katlı binanın enkazı altından itfaiye erlerine elini uzatmasından önce…
Zülküf Aydın ve eşi depremden sonra yapılan röportajda diyor ki: “Bizi kolonların altından kurtaran şey doğalgaz borusu ve buzdolabı oldu. Bu sayede sesimizi duyurabildik.”
Arkadaşlar, bizim sesimizi depremden önce duyurmamız lazım. Başka bir deyişle onların bizi duyması için her zaman bir doğalgaz borusu ve buzdolabı olmayacak. Umarım, Elazığlılar’ ın feryatları, sorumluların kulaklarından etkisini hiç yitirmeyecek bir deprem olur.
Depremden sonra yapılarda istiridye kabukları vb. denize ait ürünler görülmüş. Bu da demek oluyor ki sadece malzemeden değil, o insanların yaşamlarından da çalınmış.
22 saniye… O 22 saniyede oluyor ne olduysa. Düşünsenize, şu an oturduğunuz rahat koltuktan, bulunduğunuz evden tam 22 saniye sonra ölü olarak çıkıyorsunuz. Şimdi ne olacak? Tabi bu soruyu da yöneltiyorlar, yetkililere. ” En kısa sürede kalıcı konutlar tamamlanacak.” diyorlar. Şu ironik soru da gelmiyor değil hani insanın aklına: Kalıcı, sağlam konutlar bu zamana kadar neredeydi?

Bundan yaklaşık birkaç gün önce Küba’ da 7.7 büyüklüğünde deprem oldu. Bu deprem Küba tarihinin neredeyse en büyük depremiydi. Sonuç? Birkaç bina dışında hasar yok. Buna can kaybı da dahil. Lakin gel gör ki 6.8 büyüklüğündeki Elazığ depreminde ise insanların sadece evleri değil, hayatları da altüst oluyor.

En baştaki sorumuza gelelim. Artık cevabını rahatça verebiliriz. Deprem sadece bir doğal afet midir? Yoksa birkaç saniye içinde her şeyi değiştiren ihmaller zinciri mi?
Bundan sonraki temennim; Umarım, o KALICI KONUTLARDAN herhangi bir depremde”Sesimi duyan var mı?” çığlıkları yükselmez…

7

Yorum Yok

Yorum Yaz