COĞRAFİ KEŞİFLER “DOĞU’NUN ÇÖKÜŞÜ ve BATI’NIN YÜKSELİŞİ”

COĞRAFİ KEŞİFLER “DOĞU’NUN ÇÖKÜŞÜ ve BATI’NIN YÜKSELİŞİ”

Çin ve Hindistan çok eski zamanlardan başlayıp bugünlere değin üretim ve ticaretin merkezi haline gelmiş yerlerdir. Bu iki Uzakdoğu ülkesinin yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ticaret yoluyla o zaman ki bilinen tüm dünyaya aktarılmaktaydı. Kara üzerinde bulunan ve Çin’den başlayıp kuzeyde Kırım’a ve güneyde İstanbul’a kadar olan ticari yola İpek Yolu deniliyordu. İkinci yol olan Baharat Yolu’ysa, Hindistan’dan başlayıp sırasıyla İran Körfezi, Irak, Suriye Limanları ya da Kızıldeniz’den Süveyş ve Akabe’ye, oradan da kara yoluyla Mısır’ın İskenderiye şehrine ulaşan deniz yoluna verilen isimdi.

İSTANBUL’UN FETHİ

1453 mayısında Fatih Sultan Mehmet komutasındaki Türkler İstanbul’u fethedip İpek Yolu’nun kontrolünü ve daha sonraları Yavuz Sultan Selim’le Ortadoğu ve Mısır’ı fethedip Baharat Yolu’nun kontrolünü de ele geçirince, ticaret yollarındaki vergilerin tek bir devlete akmasından hoşnut olmayan ve zor durumda kalan Avrupalı devletler yeni ticaret yolları aramaya başladılar.

COĞRAFİ KEŞİFLER

Avrupalı denizciler pusulanın geliştirilmesi ve yön sapma payının azaltılması, okyanuslara dayanıklı gemilerin yapımına başlanması, cesaretli denizcilerin yetişmesi ve Avrupalı hükümdarların desteğiyle Hindistan’a gitmenin başka yollarını aradılar. Bartelemeo Diaz 1486 yılında fırtınaya yakalanması sebebiyle güneye gitmek zorunda kaldı ve Afrika’nın en güneyinde bulunan daha sonraları Ümit Burnu diye anılacak olan “Fırtınalar Burnu” nu keşfetti. Vasko De Gama 1498 yılına gelindiğinde Bartelemeo Diaz’ın yolundan giderek önce Ümit Burnu’na daha sonraysa Hindistan’ın güney kıyılarına vardı.

AMERİKA’NIN KEŞFEDİLMESİ

1451 yılından itibaren okyanuslara yelken açan, denizlerdeki cesaretiyle ünlenmiş Kristof Colomb, İspanya kralı Ferdinand ve eşinin desteğini alarak sürekli batıya giderek Hindistan’a ya da daha doğrusu Asya’ya ulaşmak istedi. Bu yolculuğun sonunda 1492 yılında karaya ayak bastılar ve Hindistan’a geldiklerini düşünerek buradaki halka “İndia” adını verdiler. Kristof Colomb ve emrindeki denizciler Avrupa’ya geri dönerlerken farklı bir yeri -Bahama Adaları- keşfettiklerinden habersizlerdi.

1507 yılında Kristof Colomb’un ölümünden yaklaşık bir yıl sonra İtalyan bir denizci olan Amerigo Vespucci, Colomb’un gittiği yoldan giderek daha önce bilinmeyen ve o zamanlarda “New World” yani Yeni Dünya adıyla anılan ve daha sonraları da kendi isminin verileceği kıta olan Amerika’ya ayak bastığını anlamıştı.

KEŞİFLERİN TÜRKLER ve DÜNYA AÇISINDAN SONUÇLARI

Coğrafi Keşifler sonucunda büyük bir bölümü Türklerin elinde bulunan İpek ve Baharat yolları eski ihtişamını ve önemini kaybederken, Atlas Okyanusu ve Afrika kıyılarındaki limanlar giderek daha fazla önem kazandılar. Yani bu durumu göz önünde bulundurarak şöyle diyebiliriz ki İstanbul’un Fethi bir nevi Türk ve Doğu Medeniyetleri için sonun başlangıcı oldu.

Keşifler Batı Medeniyetleri açısından ise yüksek bir refah ve günümüze kadar gelen sömürgeciliğin başlangıcı olmakla beraber Avrupa’da Rönesans ve reform hareketlerinin oluşmasına büyük katkı ve ortam hazırladı.
Bu keşifler sayesinde Dünya’nın yuvarlak olması kanıtlanırken, kiliseye duyulan güven azaldı ve skolastik düşünce dediğimiz gerici, bağnaz ve kısır döngülü fikirler Batıda yerini bilim, sanat, kültür ve daha sonraları önüne geçilemeyecek olan sanayileşme ve silahlanma yarışına bıraktı. Bu rekabet ortamında hiç şüphesiz başta İngiltere olmak üzere Fransa, İspanya, Portekiz ve Hollanda gibi devletler zenginliğine zenginlik katarken, en büyük zararı da Akdeniz kıyısında bulunan devletler olan Cenevre, Venedik ve Osmanlı İmparatorluğu aldı. Bütün bu olanlardan sonra Batıda aristokrat sınıfı önemini yitirirken ticaretle uğraşan burjuva sınıfı önem kazandı ve çok büyük servetlere sahip oldu. Burjuvalar zenginlikleriyle doğru orantılı olarak siyasal nüfuz kazanmalarıyla ve bunun sonucunda 1789’daki Fransız İhtilali’yle imparatorluklar yerini cumhuriyetlere bıraktılar. Bunların yanısıra kilisenin baskısından kurtulan halkın içinden çok büyük bilim, sanat ve siyaset adamları ortaya çıktı. Son olaraktan şunları söyleyebiliriz; önceleri sadece Avrupa Kıtası’nda varlığını sürdüren Hıristiyanlık başta Amerika, Avustralya ve Afrika olmak üzere çok geniş alanlarda yayılmaya ve benimsenmeye başlandı.

Yorum Yok

Yorum Yaz