Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel Romanında Mankurtlaşma Kavramı Üzerine

Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel Romanında Mankurtlaşma Kavramı Üzerine

Gün Olur Asra Bedel romanı Sovyetler Birliği döneminde yaşanan sosyal ve kültürel sorunlara farklı bir bakış açısı olan( mankurtlaşmayan zihniyetle) Cengiz Aytmatov’un  müthiş kalem ustalığıyla ele aldığı başyapıt romanlarından birisidir. Mankurtlaşma konusunu güzel bir söylemle işleyen Aytmatov toplum kültürünün mankurtlaşma(asimile) yoluyla yok edilişini müthiş bir karakter  yaratma yeteneğiyle anlattığını hissetmekteyiz.

Başlangıçta Juan Juanların Sarı Bozkırda Naymanların(Türklerde göçebe oymaklara verilen isim) topraklarını istila ettiği dönemde bölgede yaşayan insanları köleleştirmeye çalışmasıyla ortaya çıkmıştır. Juan Juanlar  Naymanların  sorgusuz sualsiz bir şekilde verilen emirleri yerine getirmeleri için, saçlarını kazıtıp güneşin altında kafalarında deve derisi ile bekletmişlerdir. Sıcak havada kafadaki deve derisi ile kalan insanlardan birçoğu derinin giderek yapışması sonucu acı çekmeye dayanamayıp ölmüştür. Ölmeyenler ise acıdan başka bir şey düşünemediği için en yakınındaki insanları dahi( annesi, babası vs.) unutma eğilimi göstermiştir. Bu sayede sadece efendisinin komutları doğrultusunda yaşayacak ve hiçbir şekilde komutlarından dışarı çıkmayacaktır. İslam coğrafyasında Hasan Sabbah tarikatı benzer örnek olarak verebiliriz.

Sovyetler Birliği, Juan Juanların ilkel mankurtlaştırma politikasını modernleştirerek Türk coğrafayasında hayata geçirmiştir. Türk topraklarını istila eden Sovyetler Birliği, bu coğrafyadaki Türklere yönelik çeşitli katliam girişimlerinde bulunmuştur. Daha sonraları bu topraklarda ‘tek tip insan’ yaratmak isteyen Sovyetler Birliği bölgedeki Türklerin dilini, dinini vatan sevgisini kısacası Türkü Türk yapan birçok özelliğini elinden almaya çalışacak ve bölgede ideolojisi olan tek tip insan politikasını hayata geçirecektir.

Cengiz Aytmatov kitabında birden fazla karakter ile mankurtlaşma konusunu ele aldığını görmekteyiz. Genel anlamda Coloman Ve Sabitcan karakterleri üzerinden anlatılan mankurtlaşma konusunun nasıl ele alındığına kısaca bir göz atalım.

Coloman, Juan Juanların Sarı Bozkırda yaşayan Naymanların topraklarını istila etmesi üzerine babasını kaybetmiş bir Naymandır. Bunun üzerine Juan Juanların üzerine düzenlenen akınlara katılır ve bir daha geri dönemez. Colaman’ın annesi olan Nayman Ana oğlunun yaşayıp yaşamadığını bilmemektedir. Hissi bir şekilde oğlunun yaşadığını düşünen Nayman Ana uzun uğraşlar sonucu Colaman’ı bulur lakin Coloman öz annesini tanımamaktadır. Mankurtlaştırılmış olan Coloman, efendisi Juan Juanın emriyle tanımadığı öz annesini öldürür.

Bir diğer karakterimiz olan Sabitcan Kazakistan’da Yatılı bir Rus Okulundan eğitim almış modern bir mankurttur. Babasının Kazangap’ın cenazesine gönülsüzce katılan Sabitcan, biran önce bitsin de gideyim tarzındaki tutumu ile de milli değer ve yargılarını, akrabalık ilişkilerini nasıl kaybettiğini görmekteyiz.

Bu iki karakteri karşılaştıracak olursak her ne kadar Coloman’ın kendi öz annesini öldürdüğünü bilsek de hafızasının yitik olduğu gerçeği göz önüne alındığında Sabitcan’ın hafızasında ailesinin yeri olmasına rağmen onlara göstermiş olduğu ilgi ve alakanın olmaması insanı içten içe daha fazla yaralamaktadır.

Sovyetler Birliğinin modern mankurtlaştırma politikası izlemesi sonucu Sabitcan gibi onlarca karakterin oluştuğu da aşikar. Bu izlenen politikanın bilincinde olup, ona göre tedbirlerimizi almamız gerekirken kendi içimizdeki savaşların, ihtilafların esiri olduk ve böylelikle zalimlerin boyunduruğu altına girdik. Yazıma Göktürk Devletinin veziri Tonyukuk’un şu sözleri ile son vermek istiyorum:” Ey koca ve Yüce Türk! Devşirmeler seni devşirmeden sen aklını başına çevir! Çoklar diye korkma, azız diye çekinme!

2

Yorum Yok

Yorum Yaz