Çat Kapı

Çat Kapı

Çat kapı giriyorum. Hikayenin tam ortasından başlıyorum yazmaya. Hayatada çat kapı girdim, birden geldim bazı insanların ömrünün ortasına, bazı insanların ömrünün sonuna… Onlar da benim ömrüme bu şekilde girmişti zaten. Bazı insanlar ömrümün sonunda, yine bazı insanlar da ömrümün ortasında çat kapı buldu beni. Bulmak için arayanlar oldu belki, sadece bulanlar da oldu. Yani hikaye hep çat kapı gelmelerle başladı. Hikayenin ortası başlangıç sayılabiliyor mu? Başlangıç ve son önemli değil mi demek istiyor hayat? Bilmiyorum, bilmek de anlamaya yetmeyecek, yetmiyor. Mesela filmin mutlu sonla bitmesinin ya da mutlu sonla bitmemesinin hiçbir anlamı yok. Bunu diyorum. Belki yalan söylüyorum. Filmin nasıl başladığı zaten pek elle tutulur, gözle görülür mahiyette değil. Belki yine yalan söylüyorum. Önemli olan nelerin olduğu, nelerin olmadığı, bunu anlamak mı gerekiyor? Belki doğruyu söylüyorum.

Olanlar oldu. Çat kapı güldüğüm de oldu, çat kapı aklıma geldiğin de. Hep böyle olduğundan beklemekle mükellef kıldı hayat beni. Seni beklerken geldin mesela. Ama ben geldiğinde de bekledim. Beklemek hiç bitmedi. Çünkü çat kapı her şey olabilirdi. Sen gidebilirdin mesela, sen gülebilirdin ya da ne bileyim başka bir şey olabilirdi ya da olmayabilirdi. Gelmezdin mesela, gitmezdin, gülmezdin. İnsan hep bir şeylerin olmasını beklemez, an gelir olmamasını bekler. Sen hiçbir şeyin olmamasını bekledin mi?

Çat kapı öleceğim. Sen de çat kapı öleceksin. Çat kapı bitecek hayatımız. Belki bizim noktayı koymak istemediğimiz cümlenin sonunda duracak zaman, belki yeni bir cümlenin başında. Yani ölüm geldiğinde son olmuş şey bizim sonumuz olacak. Çat kapı gelmeseydi bir son belirleyebilir miydik biz? Bu bizim sonumuz olsun diyebilir miydik? Yoksa iyi ki çat kapı bir sonumuz var, önemli olan nelerin olduğu, nelerin olmadığı diyebiliyor muyuz? Hele güneş birdenbire bir doğsun, hele güneş birdenbire bir batsın…

10

2 Yorumlar

  1. fatma
    26 Mart 2019
    • Gizem Sezer
      26 Mart 2019

Yorum Yaz