“Bugünün Çocukları”

“Bugünün Çocukları”

Çocukluk taşa kazınan yazı gibidir, öylesine kalıcı… Yıllara meydan okuyan bu yazıdan aldığı ilhamla nesillerin ruhunu ortaya koyacak olandır aynı zamanda. Bir lisanın hakikati ile doğruluğun kaidelerinden şaşmaması için eğilmemesi gereken bir fidandır. Ne güzel özetlemiştir Atalarımız: Ağaç yaş iken eğilir, diyerek. Bu ağaç daha fidanken düzenli sulanmalı ve gübrelenmelidir. İhtiyacı olan su ve güzel ahlakla yoğrularak terbiyelenmelidir. Mayasında var olan yüzyılların varlığı onda vücut bulmuşken gelişiminin anahtarı da yine kültüründe ve dininde, ahlak terbiyesinde saklıdır. Tarihin seyri içinde kimi anlar ceddimizden gelerek tek bir ırmağın umumi akışında birleşmekte olup bizler birer damla olarak pay sahibi olmaktayız. Bu yüzden milli kimliğin şuur bulmaya başladığı çağdır çocukluk. Atatürk: “Yurdumuzun temeli çocuklarımızdır.” der. Bu yüzden 23 Nisan, bir armağan olarak verilen mirasın milli şuuru aktarmada en önemli mesajlarından biridir. O temel cevherdir ki, bir teminatın en güçlü sesi, bir umut seli, bir taşıyıcının ileriyi gözetleyen keskin ve narin gözleri…

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Baharda açan çiçekler, yeşermekte olan taze filizler, onlar gelecekte gölgesinde serinletecek, ülkeye kol kanat gerecek birer çınar; onlar: “Bugünün küçükleri, yarının büyükleri.” idiler. Böyle teslim almıştık bize armağan edilen bu günü. Bugün annelerimizin, babalarımızın günüydü bir zamanlar, hala da gönüllerinde çarpıyor o günlerden hatıralar. Yürüyorlar bir grup bando takımıyla, okudukları şiirler geliyor sonra akıllarına. İşte bugün hepimizin coşkuyla okuduğu şiir, çocukluğumuzdan kalan ve hayatımız boyunca içimizde kalan bir parça çocukluk, bugün bir düşün bahçesinde ileriye doğru kanat çırpan bir kuşun adadığı mutluluk.

Bugün dünya çocuklarının kucaklanışı, savaşın sonunda çocuklara verilen armağan, çünkü onlardı annesiz babasız kalan, ülkesini ana baba bilen, yine onlardı cephede eli silah tutan; onlardı okulları bizler için öğrencisiz bırakan. Bir devir kapandı bomboş kalan odalarda, bir devir böyle kapandı ersiz kalan diyarlarda. Onlardı anaların “Satılmış”ı, Ayşe’si, Fatma’sı, Kınalı Hasan’ı, babaların içine akıttığı gözyaşı… Topyekûn bir mücadelenin sonuca vardığı bir zaferin varisleri olarak büyüttüler Cumhuriyet’i. Bize teslim etti şimdi, o günlerin küçükleri. Farkındalık yaratan şehitlerimizin mirasını devrettiler. Bu armağan beraberinde nice armağanı da getirmişti. Bu armağan birlikti, beraberlikti, ulusun çehresinden dünyaya açılan bir pencerenin aydınlatıcı mesajıydı.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı

Bir vatan edinmenin, o toprağı kazanarak yurt edinmenin, ona sımsıkı sarılmanın, evimiz bilmenin, namus bilmenin, namahreme göz değdirmemenin ne kadar ehemmiyet gerektirdiğinin bilincinde olma mesajı çıkmıştı bu armağandan. Çünkü insan bu hayatta ne için yaşarsa o uğurda ölmesini de bilmelidir. Vatanı sevmesini bilmek onun uğrunda can vermesini de bilmek demek, onu namus bilmek demektir. İçine doğduğumuz kültüre ve dile aidiyet kazandığımız andan itibaren sahip olduğumuz değerler adeta birer içgüdü gibi bizle yaşamaya ve bizi yönlendirmeye devam etmektedir. Mehmet Kaplan, Nesillerin Ruhu adlı eserinde:Milletlerin tarihi hayatında nesiller, büyük fertlerden daha mühim rol oynarlar; zira devirlere şekil ve renk veren esas kitleyi onlar teşkil etmektedir.” der.

Türk Bayrağı

Bizi bu düşünceye sevk ve idame ettiren de şüphesiz bayrağımızı al kanlarıyla göğe yükselten aziz şehitlerimiz ve verdiği topyekûn mücadele ile eli silah tutan milletimiz olmuştur. Bir vakitler kalem tutan eller yine vakti geldiğinde silah tutmaktan da geri durmamıştır.  Onlardı kara kışın bahara açılan yüzleri, onlardı okutturan yazdıkları tarihi. Çünkü onlar Okuyanın biz, yazanın onlar olduğu müşterek bir eser oldular.  Bizler kahraman analarımızın, atalarımızın yazdıkları destansı zaferleriyle büyüdük. Yeri geldi o sarp, keskin ve geçit vermez dağlardan dinledik destanlarını, yeri geldi atalarımızın kopuzun tellerinden çınlattığı nal seslerinden… Ve yine o nal sesleri getirmişti baharı bize. Açılmıştı her yer şehitlerimizin kanıyla suladıkları cennet bahçelerinden gelen güllerin tazeliğiyle. Onlar kalbimizdeki köşkün duvarlarına gömülü sedeflere yazılmış dualar… Unutulmadılar, unutulmayacaklar.

Yorum Yok

Yorum Yaz