BEYAZ YOLCULUK: KAFKAS CEPHESİ HARP TARİHİ MÜZESİ(KARS)

BEYAZ YOLCULUK: KAFKAS CEPHESİ HARP TARİHİ MÜZESİ(KARS)

Mazisini bilmeyen bir fert ya da millet, tarihinin ve tarihin seyrini hissetmediği gibi varlığını sürekli değiştiren zamana da ayak uyduramaz. İçine doğduğumuz kültüre ve dile aidiyet kazandığımız andan itibaren sahip olduğumuz değerler adeta birer içgüdü gibi bizle yaşamaya ve bizi yönlendirmeye devam etmektedir.

Önceki yazılarımda da sıklıkla belirttiğim üzere ülkemiz doğusundan batısına,  kuzeyinden güneyine birçok sosyo-kültürel ögeye sahip olup birçok medeniyete ev sahipliği yaptığı gibi; çok sayıda savaşa da tanıklık etmiştir. Her bir toprağımızın kendi bağrında yaşattığı yiğitlerimiz bulunur. Dağa, taşa, toprağa işleyen ağıtlarda, türkülerde yaşarken nice acılar, mimaride de sembole dönüşmüş savaşlarımızın izleri var. Bunlardan biri de tarihimize sahip çıkan bilinçli insanlarıyla, her bir köşesinde barındırdığı Ören yerleri, tarihi dokusuyla beni derinden etkilemiş Kars’ımızın Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi oldu.

Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi

Bir müze ki, 19. yüzyıldan bu yana Rus ordularının istilasına karşı, savaşlarda önemli bir üs olmuş, kendi gibi beraberinde bulunan tabyalarla şehri korumada bir bekçi olmuş… Bir müze ki; bizlere o yıllardan seslenen hazine olmuş, acılardan ders veren bir mahzun mahzen olmuş… Anlattıkları unutulmayacak, yaşadıkları tarihin serhaddinde daima kalacak olan bir ulu tabya olmuş… Nice ölenler görmüş vatan uğrunda, kendini öne atmış şehri korumada. Feryatların arkasının kesilmediği o acı yüzyıldan bir ses olmuş, duvarlarında yankılarını duyurduğu, askerlerin çarıklarında bu davayı öksüz bırakmayanların dokunuşlarını koruduğu…

1828 yılında Rusların şehre yaptıkları bir saldırı sonucunda tabyadaki tüm askerlerin şehit olması üzerine kanlı tabya diye de anılan müze; Kırım Savaşı’ndan, Osmanlı-Rus Savaşından, Kafkas Cephesinden izler barındıran kısacası Osmanlı-Rus tarihi açısından çok önemli nadir bir yer. Dört tane odası bulunan müzede benin en çok etkileyen yer, sırayla içine mumlar yakılarak dizilmiş askerlerimizin çarıkları oldu. Sarıkamış Harekatının ne kadar da zorlu geçtiğini tek başlarına göstermeye yeterliydi. Çarıkların içinde yanan her bir mum aynadaki yansımalarıyla sonsuza dek unutulmayacaklarını gösteren bir anlama bürünmüştü.


Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi

Diğer bir odada ise bal mumundan yapılmış heykellerin olduğu hastane ortamı canlandırılmıştı. Büyüleyici bir ortamdı. Savaş yıllarına gittiğimiz, yaralanan askerlere onlardan habersizce baktığımız bir yolculuktu sanki. Arka fonda verilen sesler, acılar, feryatlar, telsiz seslerine karışırken dualarımıza katarak çıkıyoruz hastane köşesinden.


Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi

Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi

Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi

Müzede Osmanlı-Rus tarihi açısından önemli kısımlar da bulunuyor. Savaş yıllarında kullanılmış bazı savaş malzemeleri; kılıçlar silahlar, top mermileri, tüfekler… Askerlere annelerin ördükleri çoraplar, çorabın üzerindeki rengarenk işlemeler. Her şeye rağmen çorabın üzerindeki işlemeler bile çok şey anlatıyor kendi dilinde. Bu savaşın biteceğini yeni günlerin rengarenk doğacağını, o günlerin bir hayalini dile getiriyor sanki.


Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi

Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi

Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi

Çok sayıda mektup da bulunuyor müzede. Kim bilir sahibini bulabildi mi acaba? Ya da mektup sahipleri haber gelene dek nasıl beklediler? Bizler attığımız bir mesaja 10 dakika haber alamayınca sabırsızlanırken onlar nasıl oldu da habersiz günlerce bekleyebildi? Bu göğüslerindeki imanla, vatana duydukları aşkla ölçülebilirdi ancak. Anneler ne de olsa oğullarına “Satılmış” demişti bir kere. “Haydi oğlum haydi git! Ya gazi ol, ya şehit!” demişlerdi. Bunun içindi Kınalı Hasanlar, bizler içindi batan onca güneşler…


Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi

Müzede en etkileyici köşelerden biri de buzlu camın ardında duran askerler. Sarıkamış Harekatını özetleyen en güzel sembol olmuş müzede. Bizler camın ardından onların balmumu heykellerini görmekte zorlandık ve mahcup olduk. Tüyleri diken diken eden bir kahramanlığın acı tablosuydu. Bugünler kolay kazanılmamıştı. Müzenin dışında Rusların Kazım Karabekir’e hediye ettikleri bir tane de vagon bulunuyor. O da müzeye çevrilmiş halde. İçinde Kazım Karabekir’in kitapları ve duvarlarda resimler bulunuyor.


Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi

Biz bugün ilk görüşte görülenin ötesine gittik. Yazılan bir tarihin varislerini, bizlere kendi acılarını göstermeyi istemeyenleri yad etmeye gittik. Aslında bizler yeniden biz olmaya, bizi biz yapanları Sarıkamış yürüyüşünden önce yad etmeye gittik. Bu cennet vatanı emanet kılanlara, uykusuz gecelerini, içlerini kemiren duygulara teslim edenleri, sonsuz uçurumlara kendini atanları, bir hilal uğruna batan güneşleri, Kevser Havuzu’ndan kana kana içenleri hatırlamaya gittik.

Kahramanlığın ne kadar değerli olduğunu hele de insanın ne uğurda öleceğini bildiği ana kendimizce eşlik etmeye gittik. Dışımızdaki dünyayı içimizdeki tarihten görmeye gittik. İşte bizler tarihin ebedilik kazandırdığı şühedalarımızı, bir mimariden ötede yaşatan, bir zaman mahsülünde buluşturan Kafkas Müzesinde andık. Ortak ideallerinin peşinde bizlere birer örnek olan şehitlerimizi, çarıklarında yanan mumlarda tüm canlılığıyla yaşayan ve yaşatan müzedeydik. Sayfalarca yazılmış bir romanın her bir kelimesi idi onlar. Bu romanın yazıları tarihin örtemediği çarık izleriydi.


Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi

Sarıkamış Harekatının 104. yıl dönümü kapsamında düzenlenen yürüyüşte yer alarak şehitlerimizi bizzat orada anabilmenin gururu ile yazdığım yazıma aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Teşekkürler…

Yorum Yok

Yorum Yaz