Aşknüma

Aşknüma

Ben sana aldanabilirim sen beni aldattın sanma… (İsmet Özel)

İnsanı en çok kendisi kandırıyor Aşknüma. Hep çelişkiye düşüyor inançlarımız. Bazen kendimize inanıyoruz bazen başkalarına. Başkalarının hayatı rabt edilmiş hayatımıza! Başkalarının duygularını, düşüncelerini bildikçe değişiyor duygularımız, düşüncelerimiz. Sevdiklerimiz bizi sevmiyorsa eğer, işte o zaman topallamaya başlıyor bizim de sevgimiz.


Onların duygularını, düşüncelerini bilmeseydik belki başka türlü olurdu. Onlar yalnızca bizim düşüncelerimiz olurdu, düşündüğümüz gibi olurdu, inandığımız gibi. (Halbuki o, onlar, herkes, her şey bizim düşüncelerimizdeki gibi, bizim düşündüğümüz gibi.)


Bazı şeyleri bilmeseydik, bilmediğimiz şeyler olsaydı daha farklı yaşardık. İlla başkalarıyla misallendirmek gerekirse (söz konusu başkaları olunca her şey daha farklı olur bilirsin) mesela şu adam, kadının onu sevmediğini bilmeseydi kadını daha çok seviyor olurdu. Şu çocuğun arkadaşı onu annesine ispiyonlamasaydı çocuk birilerine güvenmekten korkmazdı. Ve genç kız, babasının onu terk ettiğini bilmeseydi hala babasını beklerdi, belki babasından bu kadar nefret etmezdi, uydurduğu yalanlara inanır, sokağa bakan pencerede hiç tanımadığı bir adamın gelmesini beklemeye devam ederdi. Ama adam, kadının onu sevmediğini bildiği için sevgisini kalbine gömdü. Sevgiye gebe bir kalp, bir mezarlık oldu! Çocuk kimseye güvenmemeye başladı. Genç kız umudunu yitirdi.


Tüm bunlara rağmen, (bildiklerine rağmen adam bazen kadının onu sevmediğine inanıyordu, bazen de kadına olan sevgisine… dedim ya, bazen kendimize inanıyoruz bazen başkalarına!) yani adam, kadını istemesede hala seviyordu, genç kız babasını affedebilirdi, camın önünde durmasada içten içe bekliyordu, çocuk ise onu ispiyonlayan arkadaşıyla oyun oynamaya devam etti.


(Aşknüma, sana kara yazıldı sanma dünyanın düzeni böyle demek gerek onlara.) Fakat bu söz böyle değildi!


Herkes, herkesin hayatını değiştirmişti ve değiştirmeye devam ediyordu. Kimse düştüğü yerde kalmıyor tekrar ayağa kalkıyor ve başına daha güzel ya da daha kötü şeyler geliyordu. En berbat şeyler olsa bile sonrasından Kafka’nın dediği gibi daha kötüsü olamayacağından daha iyisi ol(uyor)du. Onlara uzaktan bakanlar:


Zamanla her şey geçiyor, diyorlardı.


Hayat devam ediyor, diyorlardı.


(Ama insanlar vazgeçmiyorlardı Aşknüma! Çünkü tıpkı o adam gibi ya da o genç kız gibi bildiklerine inanmıyorlardı. Belki de bildiklerini unutuyorlardı… En önemlisi belki de yeni bir şey öğreniyorlardı!) Sonlar hep yeni bir başlangıç oluyor, başlangıçların sonu gelmiyordu.


Yani dedikleri gibi hayat devam ediyordu ama nasıl devam ediyordu?

24

Yorum Yok

Yorum Yaz