AMAyasa

AMAyasa

Anayasal düzene geçiş dünyada ilk kez İngiltere’de kralın yetkilerini kısıtlayan ve büyük özgürlük fermanı anlamına gelen Magna Carta Libertatum adlı belgeyle ortaya çıkmıştır. Daha sonraları dünya genelinde büyük yankı uyandıracak olan bu adım, krallıkla yönetilen birçok ülkeyi derinden etkileyecektir. Bu adımdan etkilenecek ülkelerden birisi de Osmanlı İmparatorluğu’dur. Eski gücünden eser kalmayan Osmanlı imparatorluğu, kendi iç meseleleri sonucunda Ayanlarla Senedi İttifak antlaşmasını imzalayarak ilk defa padişahın yetkilerini kısıtlamıştır. Bunun akabinde Avrupalı devletlerin iç işlerimize karışmasını önlemek için azınlıklara haklar tanınan Tanzimat ve Islahat Fermanlarını ilan etmiştir. Daha sonra ise 1876 tarihinde ilk anayasamız olan Kanuni Esasi’yi ilan etmiştir.

Anayasal düzen çerçevesinde halkın demokrasiye olan inancı ve güvenci gün geçtikçe artış göstermiştir. Cumhuriyet rejimi ile birlikte anayasal düzene alışan halkın saf duygularını, bazı kesimlerin kendi çıkarları doğrultusunda kullandığını acı da olsa görmekteyiz. Anayasanın AMALARLA doldurulmak istendiği zamanlarda usta bir ressam edasıyla göz boyamaya çalışan bu zümrenin kendi çıkarlarını korumaya çalıştığı da aşikardır.İlk olarak 1946 seçimlerinde “açık oy, gizli tasnif” yapılarak milletin iradesiyle dalga geçen faaliyetler yaşanmış olsa da milletimizin demokrasiye olan inancının hiçbir zaman sarsılmayacağına canı gönülden inanıyorum.

Toplumumuzun anayasal düzene geçişinden bugüne kadar süregelen zamanda yasalar kişilerin menfaatleri doğrultusunda değişebilen kurallar silsilesinden öteye gitmemektedir. Ne zamanki yasaları elinde oyuncak eden şahıslar kendi menfaatleri doğrultusunda hareket etmeyerek milletimizin demokrasiye, anayasal düzene ve yargı bağımsızlığına olan inancını ayaklar altına almaktan vazgeçerlerse, işte o zaman münhasır medeniyetler seviyesine ulaştığımızı göreceğiz.

Münhasır medeniyetler seviyesine ulaştığımızda ise ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü unutmamalıyız: “Şimdiye kadar milletimizin başına gelen bütün felaketler kendi talih ve geleceklerini başka birinin eline terk etmesinden kaynaklanmıştır. Bu kadar acı tecrübeler geçiren milletin bundan sonra egemenliğini bir kişiye vermesi kesinlikle mümkün olmayacaktır.”

Yorum Yok

Yorum Yaz