Adem’den Günümüze İnsan…

Adem’den Günümüze İnsan…

İnsanoğlu, Adem’den bu yana kendi nefsinde var olan hırsların, kıskançlıkların ve açgözlülüklerin mümessili olmuştur. Bu doğrultuda “HEP BEN” anlayışı  insanların üzerine yapışmış ve empatik bir düşünce yapısı kazanmalarına engel olmuştur. Toplumun her kesiminde görülen mümessillik anlayışı yüzünden insanı insan yapan irade özelliği, insanın kendi hırs ve kıskançlığının kölesi olmasına neden olmuştur. Oysaki insan iradesi yaratıcı tarafından insana, nefsinin dizginlerini ele alabilmesi ve iyiliği bulabilmesi için verilen bir özelliktir.

İnsanların ortaya çıkardığı ‘ekolojik yaşam’ anlayışını yine insanlar bozmaktadır. Doğal yaşamı bozmayacağımız ve çevremizi kirletmeyeceğimiz bir yaşam biçimi olan ekolojik yaşam anlayışını hiçbir hayvanın bozmadığını ‘Animal  and Country’ adlı dergide şu sözlerle anlatıldığını görmekteyiz: “Kuşların diğer kuşlardan fazla ev yapma telaşı içinde olduğunu göremeyiz. Bir tilkinin saklanacak tek bir deliği olduğu için karalar bağladığını da göremeyiz. Hatta bir köpeğin yaşlılığı için kemik biriktiremediği gerekçesiyle üzüldüğünü de göremeyiz.” Sadece insanlarda var olan hırs tutkusu yüzünden hep daha fazlasını isteyerek maalesef ki sadece yaşamını sürdürmeye çalışan diğer canlıların yaşam haklarını kısıtlamaktayız. Bu doğrultuda daha fazla para kazanabilmek için ormanları gözümüzü kırpmadan tahrip edip yerine evler,oteller veya rezidanslar yapabilecek kadar da açgözlü olduğumuzu kabullenmeliyiz.

Kendi hırslarına yenik düşerek diğer canlılara zarar verebilen insanların, aynı zamanda kendi aralarında da bir rekabet içinde olduğunu görmekteyiz. Adem Peygamber’in oğullarından Kabil’in diğer oğlu Habil’i hırs ve kıskançlıkları yüzünden öldürmesine kadar dayanan ve bir döngü olan bu üstünlük mücadelesi günümüze yetişene kadar çeşitli şekillere bürünmüştür. Papa 4. Sİxtus’un para karşılığı ölen kişilerin yakınlarına, ölen kişiler için sattığı cennetten tapular insanların kendi aralarındaki mücadelenin şekle bürünmüş bir haliyken; ülkemizde 28 Ekim 2000 tarihinde Radikal gazetesinde “İçleri boşaltılan Etibank ve Bank Kapital’e el konuldu. İKİ BANKA DAHA…” şeklinde manşete taşınan banka hortumlama olayı bir başka şekle bürünmüş halidir.

Din tacirliğinden tutun insan tacirliğine varana kadar her türlü tacirliği kendilerine görev edinmiş olan bu yozlaşmış beyinler yüzünden dünyada samimiyetin izlerini mikroskobik bir incelemeyle bulabilmekteyiz. Kendi ceplerinin kabarıklığının vermiş olduğu hazla milletin cebine de el uzatabilme cüreti gösterenlerde hep daha fazlasını elde edebilme isteği görülmektedir. Habil ve Kabilden bu yana insanların kendilerini ön plana çıkarmak istemesi ve kıskançlık krizlerine girmesi yüzünden yaşayan diğer canlıların yaşam haklarını kısıtlama veya sonlandırma hakkının kendilerinde olduğunu düşünmeleri yanlışlığıyla hep karşı karşıya kalmaktayız. Bu yanlışlıkların üstesinden gelebilmek için yeryüzündeki her canlının yaşam hakkına saygı duymalıyız ve ‘HEP BEN’ anlayışından biran önce sıyrılarak iradenin insana verilme özelliklerinden biri olan iyiliği bulmalıyız.

Yorum Yok

Yorum Yaz