Acıya Süt Katmak

Acıya Süt Katmak

Hepimiz acılarımızdan şikayetçi oluruz ve şikayetçi olduğumuz gibi kabulleniriz bir de. Peki neden kabulleniriz hiç düşündünüz mü? Üzerimize kara bulut gibi çöken tembellik, düşünüp çözüm üretmemize engel unsurlardan biri. O kadar tembellik, üşengeçlik var ki yapımızda; bunu düzeltmek, yenmek için bile uğraşmıyoruz. Hâl böyle olunca da acılar ‘birer acı’ olarak kalıyor ruhumuzda. Peki neden acıyı kullanmayalım? Neden onu bir fırsat, bir dönüm noktası olarak nitelendirmeyelim? Derse gitmemek için bahanen var, kitap okumamak için bahanen var, televizyon izlemek için bahanen var… Neden düşüncelerini değiştirmek için bahanen yok? Acıyı, hüznü, öfkeyi fırsata dönüştürmek için bahanen yok? Neden bir şeylere başlamak için bir bahanen yok? Çünkü kabullenmişsin bazı şeyleri. Kurtulamıyorsun sabit fikirlerden. Kendin bu durumu fark etmediğin gibi etrafında sana bunu fark ettirecek bir şeyler, insanlar da yok belki de. Sosyal medyada misal komik videolarla, sayfalarla geçirdiğin vakitler senden neler alıyor neler bir bilsen. Ya da biliyorsundur da işine gelmiyordur o rahat düzeyden çıkmak. Neden yararlı videolar izlemeyesin? Neden kendini geliştirmeyesin? Acıyı düşünüp düşünüp hücrelerine o anları veya öfkeleri, kederleri tekrar işlemek gelecekten Bir mutlu sen daha eksiltecek. Hatta geleceğine bir üzgün sen daha ekleyecek. Bak bir önceki cümleyi okudun ve o artık geçmişte okunan bir cümle oldu. Ve geleceğinden bir parça daha eksildi. Olumsuzlukları, kötü durumları, acıyı benliğinde tekrar tekrar yaşatman da, o tekrarlar sayısınca eksiltecek güzel şeyleri. Şu evrene, düzene, dünyaya bak! Yaratılışından, yaratılanlardan örnek al mesela. Vücudumuzun ayakta durabilmesi için iskelet sistemi var. Yer çekimini düşün. Bir çözüm, bir neden, bir işleyiş var. Senin de çözümün, bir nedenin olmalı. Ve yazmak için esinlendiğim örnek; Bitter çikolatanın acı tadını yumuşatmak için süt katılmış ve ortaya tatlı, güzel bir çikolata çıkmış. Peki sen niye acılarına süt katmayasın? Neden acılarını tatlı bir tecrübe, güzel bir fırsata dönüştürmeyesin?


Acılarından öğrendiklerin senin için bir cevher niteliği taşıyor. Ve bu cevherleri değerlendirmek de heba etmek de senin elinde. İster onları bir dönüm noktası, değişim olarak algılar hayata yeni bir açıyla bakarsın. İster olacağı varmış, benim kaderimde de bunları yaşamak varmış der, boyun eğer, yer bitirirsin kendini. Belki de diyeceksin: ama her şey bana karşı sanki, tüm güzellikler karşı gibi… O zaman ben de şöyle diyeceğim: ya her şey, güzellikler sana karşı değil de yalnızca karşıymış gibi görünüyorsa. Ya sen karşıymış gibi algılıyorsan. Gidişatı değiştirmek, iyi bir yöne çekmek için, bazen her şeyin sana karşıymış gibi görünmesi iyi bir fırsata dönüşebilir.
‌’Ay da biliyor gece olmadan parlayamayacağını ve insan da bilmeli kötü günleri yaşamadan aydınlığa çıkamayacağını.’ O karanlık günleri, aydınlığa çıkman için iyi bir neden olarak düşünüp değerlendirirsen acılar senin için ‘beni deneyen, yenileceğimi sanan kötü birer mikroplar’ niteliği taşır. Ve sen zaten bunun farkındaysan yenilmezsin dünyanın kötü hallerine. Her dakika, her saat, her gün kaptırmazsın kendini melankolik hallere ki kaptırmamalısın da. Madem bir şeyler için varsın, yaşıyorsun bu dünyada neden bu tür şeylerle vaktini harcayasın? Olayların, insanların seni kötü yönde etkilemesine neden izin veresin? Tabi ki de izin vermeyeceksin. Ve şimdi diyeceksin ki: beni denemeye kalkma hayat, tek acı çeken ben değilim! Tek kötülük gören ben değilim! Ve belki de benim acı dediğim başkalarının nimetidir diye düşüneceksin.
‌ Şunu da söyleyeyim; bu dünyada var olduğun sürece, var olan birçok kötülükle karşılaşacaksın. Acılar çekmiş olabilir ya da çekecek olabilirsin. Ama hiçbiri senin mutlu olmana, amacına, hedeflerine engel olmamalı. Birileri sana kötülük yaparsa şayet, bu senin değil onların katakteristik sorunudur bunu da bilmeli ve yoluna güzel bir şekilde devam etmelisin…

1

Yorum Yok

Yorum Yaz