Acı

Acı

Hiç acı bir olur mu? Aynı denli yakar mı canı? Bir kuşun canını kafes mi yakar daha çok, yoksa sevdiği mi? Mesela… Mesela maviye olan sevgisi. Gökyüzüne olan sevgisi ya da… Acı bir değil işte. Kuşun maviyi sevmesiyle kadının odayı sevdiği renge yani maviye boyaması bir mi? Mavi, kuşu da kadını da aynı denli acıtır, yaralar mı?

Hiç acı bir olur mu? Ateş gerçekten sadece düştüğü yeri mi yakar? Güneş hep doğudan doğar ama her yere ışık saçar. Batıdan batar evet ama her yerden gider. Ateş düştüğü yeri yakıyorsa vah ki ne vah! Ne acı!


Ne acı, ne acı ki acıyla acı açıklanmaz. Hiç acı, acıya anlatılır mı? İnsan ki her şeyi anlatamaz, anlatsa anlaşılmaz. Acı yaşanır sadece. Paylaşılmaz. İnsan hislerini eksiltemez, birine bağışlayamaz. En fazla bir gelir sana üzülür ya da sadece üzülür ama senin yerine üzülemez.


Acının yeri herkeste farklıdır, acıttığı yer farklıdır. Bu gün kolun kanar. Acım büyük dersin. Yarın kolun kopar kolunun kanadığını hissetmezsin. Büyük bir acı sahibi olunca küçük şeyleri hissetmemeye başlar insan. Bazen sessizce olur tüm bunlar. Sanki püricihan dinler duymak için kulaklarını kanatır da bir ses gelmez. Bazen püricihan kulağını kapatır, sağır olurlar da insanlar, o ses gelir, kulağı kanatır, kimse duymak istemez.

Ama acının da ateşin de yakamayacağı şeyler vardır. Acı yakar mı sevgiyi? Kağıt değil ki bu, odun değil ki, sevgi bu. Sevgi!

Acı! Sevgiye acı!
Vecd ile…

13

Yorum Yok

Yorum Yaz